SiyasetName

Pkk medyasının yalanlarından bir demet! – Yıldıray Oğur

Özgür Gündem, DİHA ve Evrensel'de yer alan haberleri tek tek ele alan Yıldıray Oğur, nasıl medya manipülasyonu yapıldığını gözler önüne seriyor.
Aşırı yalan söylemekten kaynaklanan ölümler…
Yıldıray Oğur / Türkiye
Cumartesi günkü Özgür Gündem gazetesinin manşeti “AKP-DAİŞ Karargâhı”ydı. PKK’ya yakın Dicle Haber Ajansı’nın haberini manşet yapan gazetenin iddiası büyük görünüyordu. Spotlardan okuyalım:
“AKP’nin Tel Abyad’dan çıkarılan tecavüz ordusu DAİŞ çetesine Akçakale’de karargâh olarak tahsis ettiği evin yeri belirlendi. Ev askerin hemen yanı başında ve sınıra yakın.”
“DAİŞ’le ortaklığını artık gizleme gereği duymayan AKP, Akçakale sınır kapısını gören bir evi DAİŞ çetecilerine tahsis etti...

İslam Genel

İhtilaflı Meselelere yaklaşımımız!

Soru:
Selamünaleyküm kıymetli hocam.
Şahsınızın, İbni Teymiye hakkında belirtmiş olduğunuz görüşünüzün itidalli olduğunu, gerek dinledik gerekse okuduk. Ebubekir Sifil hocanın, İbni Teymiye hakkındaki yapmış olduğu tahlili bir vesile ile dinlemiş bulunduk. Biz sizi, başta Resulullâh sallallahü aleyhi ve sellem olmak üzere ashâbı kiram sevdalısı olduğunuza inandığımız için seviyor sayıyoruz. Derdimiz; inşaallah takılmadan, tökezlemeden Rabbimizin huzuruna çıkmaktır. Bu sebeptendir ki; hafazanallah Allah’ın huzuruna imanî bir arazla çıkmak en büyük endişemizdir. Buna binaen, imanımızda sıkıntı olmaması ve doğru olana iman etmemiz için aklımıza, kalbimize takılan sualleri cevaplamanız, bizi teskin eder diye ümit ediyoruz...

Muhtelif

Dava’yı yüceltmek mi? Kendini yüceltmek mi?

“Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık.Yola koyulduk. Bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda
sevincimiz sonsuzdu. Ama küçük(!) bir noksanımız 
olduğunu fark ettik. Davayı
dağın eteklerinde unutmuştuk.
Meğer biz davayı değil,
kendimizi zirveye çıkarmışız.”
-Galip Erdem-

Kürt Meselesi, SiyasetName

Çözüm süreci: Bir İddia Bir Hezeyan (Kısa Notlar)

1-Devlet ateşkesi ihlal edip barışı bozarak Kürtlere* savaş mı açtı?
Kandilden,HPG'den en ufak olayda sanki bu iş çocuk oyuncağı imişcesine defalarca(en son 11 gün önce) gelen ateşkes bitmiştir açıklamaları hala hafızalarda.Polis kaçırmalarını, sağlık çalışanlarını dağa kaldırmayı, şantiye basmalarını, TIR yakmalarını,Sakallı diye alakasız müslümanları katletmelerini,köylere oy baskısı yapmalarını,yol kesmelerini unutmadık.Tüm bunlara tam 3 yıl sabredildi.Fakat kandil bombalanmadan Suruç'taki saldırının intikamı için önce Urfa sonra Diyarbakırda Polislerin katledilmesi,Emniyet yokmuş gibi davranıp önüne gelen sakallıları katletmeleri bardağı taşıran son damla oldu.Kendi uydurdukları TC IŞİD'i destekliyor yalanıyla Suruç'un hesabını TC'den sormaya kalkarak bardağı taşırdılar...

Deneme, Muhtelif

Yaşar Nuri’ye rahmet okumak!

Belam bin Baura'yı bilirsiniz. Musa a.s'a karşı statükonun yanında durmuş, halk arasında takva ve ilmi dolayısıyla kendisine gösterilen itibarı Allah düşmanlarını memnun etmek için kullanmıştı. Bu sebeple adını tarihe kazımış hangi zaman ve mekan diliminde benzeri bir tipoloji çıkmışsa Belam ile özdeşleştirilmişti. Çünkü hak batıl savaşında her daim Musa'lar da var olmuş Belam'larda. Türkiye'mizde de mevcut Kemalist sistemi kutsayan Belamlarda çıkmadı değil. Bunlar fetvalarıyla sistemin amiyane deyimle islam düşmanlıklarını hep meşrulaştırmışlardı.Resmi Din'in davetçisi olan bu Belam'ların başında da Yaşar Nuri Öztürk geliyordu. Sözleriyle hep bu ülkenin mütedeyyin insanlarını incitmiş, Müslümanların maslahatı nerdeyse kendisi hep onun karşısında olmuştu...

Muhtelif

Rica ederim, bıradır.

Hey bıradır. Senden bir ricam olacak. Yasalara bağlılığın kellenden belli. Ama şimdi yasadışı olmani istiyorum senden. Korkma. Sadece.. Piyasalar. Anlamıyorum piyasalardan. Bugün yasadışı olan şeyin yarın kanun kitabına yazılması onun yanlışlığını ortadan nasıl kaldırır. Kanun kitabi nedir ve babanneler neden “bin” e milyar, “milyon” a trilyon der. Yanına bikaç 0 eklesem sen de değersizleşir misin. Ve doların değerini belirleyen nedir. Karnını doyurmak için ekmek çalan hırsızdır ama faize para yatıranlara hırsız deme hakkım yoktur. Çünkü kanun kitabı. Benim geldiğim kentte çocuklar çamurla oynamazlar. Çimlere basmak yasaktır çünkü. Amaç bize hammademizi mi unutturmaktır, çim yasağında. Evet çimlere basmak yasaktir ve uçurtma ucurmazlar çocuklar...

Muhtelif

Bilge Kral’dan bir Hatıra!

Bosna Savaşı esnasında, Osmanlı yadigârı Mostar Köprüsü’nün bulunduğu Mostar şehrinde Hırvat komutanla görüşen Aliya İzzetbegoviç’e, komutan, tehdit havasında dağın tepesine dikilen devasa büyüklükteki haç’ı göstererek

''Bak, biz haçı nasıl diktik. Şimdi sizin hilâlden daha yukarıda bir haçımız var. Bunu kaldırmaya gücünüz yeter mi?” diye manalı bir soru sorar. Aliya İzzetbegoviç de, bu söz karşısında meseleyi gülümseyerek geçiştirir, ''Hele bir gün geceye dönsün'' der.

Akşam karanlığı basınca da onu dışarıya davet edip şahadet parmağını göğe kaldırarak tüyleri diken diken eden şu sözleri söyler:
''Sayın komutan, şimdi sen de bir semaya bakıver! Şu hilâli ve yıldızı görüyor musunuz? Senin onları yok etmeye gücün yeter mi? Ne kadar yük...

Muhtelif

Yaşasın 1 Mayıs!

Bir köşesinden diğer köşesine aktarmalı gidiyoruz hayatın. Özgürlüğü makara ettik dilimize. Ve hümanistiz de gereği kadar. İki molotof, biraz kan ve bolca gaz. Yaşasın 1 mayıs! Bir belediye çalışanına rastlıyoruz. Yaralarını sloganlar kapatamıyor. Biber gazı pek de karın doyurmuyor. Geldi, gidiyor. Gidecek de.
Bir köşesinden diğer köşesine aktarmalı gidiyoruz hayatın. Bir taşeron işçiye rastlıyoruz. Hiçbir molotof geri getirmiyor yitip giden parmağını. Klavyesi ile işçilere esenlik dileyecek kadar 'şanslı' değil. Kıyafet beğenmeyecek kadar da. Bir köşesinden diğer köşesine aktarmalı gidiyoruz hayatın. Metroda peçete satan bir çocuğa rastlıyoruz. Hayalleri kentin insanı kadar 'afilli' değil. Sattığı bir peçete merhem oluyor yarasına. En çok Allah'ı seviyor...

Deneme, SiyasetName, Tarih

Bir Sömürgecilik Denemesi: Giriş

Bu denemede yüzlerce yıllık Sömürgecilik faaliyetleriyle islam dünyasına hakim olan Batının sömürge biçimlerini somut izdüşümleriyle Osmanlı-Türkiye(İttihatçılık-Kemalizm) örneği üzerinden  ele almaya çalışacağız.Daha sonra genişletilecek bir çalışmanın taslağı olacağı için şimdilik geniş tafsilatlara girmekten mümkün olduğunca kaçınarak üstünkörü bir çerçeve çizmeye çalışacağız.
Deneme

Öldürüyorlar bizi

Yaşayamıyorum.' diyerek başlamak isterim ücra bir sayfasına daha hayatın. Halbuki yerli yerinde her şey. Yaralarımızı yok sayalı uzun zaman oldu.  Kırışmış kişiliğimizi yeniledik. Hocam, yeniden diriliyoruz öyle değil mi? Her şey güzel olacak. Kurtaracak bir mehdi var insanlığı. 'Yaşayamıyorum.' bombardımana tutulurken dünyamın dört bir yanı. Acı tasnifi yapanlar kazanırken. Ve inadına tüm iyiler kaybederken. 'Yaşayamıyorum.' Parsel parsel kana bulanmışken ülkemin toprakları. Çarmıha gerilmeyen düşünce kalmamışken. Hayatın karmaşasına dur diyemiyorken. 'Yaşayamıyorum." yüreğine acı deymiş onca mazlûmu düşünürken, gülemezken yeteri kadar. Mücadele edemezken ya da, 'kınamak'tan başka işe yaramazken. Efendim, gök bile kirlendi kininizden! Yeter ki ciltlerimiz temiz olsun...