Tekfircilik (Ebu Ubeyde örneği)

Deneme, İslam Genel, İslamcılık

Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. (Hucurat/6)

Günümüzde medyanın gücü küçümsenmeyecek derecededir. Hertürlü haber yalan yada doğru farketmez çok hızlı bir şekilde yayılıp toplum içersinde algı oluşturabiliyor,Bundan dolayı güvenilmez bir kaynak, Allah’ın da bildirdiği gibi eğer fasık bir haber getiriyorsa bize araştırıp öğrenmek düşer. Dini konularda bir hurafe,fitne,saptırılmış bilgi medya tarafından on dakikalık videolarda topluma serpiştiriliyor.Bu fitne hızlı bir şekilde yayılırken bunu temizlemek ciddi bir uğraş ve çaba gerektiriyor bu zaman diliminde de birçok kişinin özellikle avamın kafasına şüphe yanlış anlayış yerleşmiş oluyor.

Türkiye’de halkın ölçüsü maalesef ilim değil ya sesi güzel makamlı Kur’an okuyor derler yada hitabeti güzel ne kadar güzel konuştu mest olduk derler. İlmi bir altyapı olmadığı için her güzel ses veya her güzel hitabet doğru kabul ediliyor. Bu kesimden bir kısmı ise tam olgunlaşmamış elmayı koparmak isteyen İslam Şeriat’ı sloganıyla biranda İslam Devleti kurmayı planlayan ama toplumu kendinden soyutlayan nebevi metod dan bihaber aceli hızlı şahışlardır. Sosyal medyada alim olmadığı halde hüküm veren klavye yada mikrofon alimi olup 10-15 dakikalık videolarda cesurca hüküm veren tekfir eden zihniyet samimi ama usulsüz gençleri kötü etkilemekte ve onları vusülsüz bir yola sürüklemektedir.

Bu algılardan biride tekfirci zihniyeti besleyen videolar ve ses dosyalarıdır. İnşallah bu yazıda tekfirci zihniyetin medyada Ebu Ubeyde’nin Maide 44 hakkındaki yorumunu değerlendireceğiz.

Ebu Ubeyde Maide 44

Ebu Ubeyde videonun başında الكفر- الكافرون lafzı üzerinde durur ki ilk algıyı buradan başlatır. Halbuki Kur’an iman etmeyen kimi kesimlere de الناس kelimesini kullanmıştır ki : De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur’an) gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.  ( Yunus/108 ) ayeti bize bunu gösterir. Kur’an bize Allah’ın rahmet kapılarını açtığını topluma velev ki gayri müslime karşı hitabet de ona hakaret olacaksa bunu nehyeder. Hz.Musa ve Hz.Harun’u firavun gibi bir zalime bile gönderirken
“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha/44) der. Yine Resulullah için Sen yalnızca Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.” (Al-i İmran, 3/159) demektedir.

İkinci konu marife konusudur ki Ebu Ubeyde marifeleri sıralıyor ve bunu genele bağlıyor. Maide 43-44 beraber ele alındığında bu ayetler o marifelerin yahudiler için olduğunu göstermiş olur.

Maide 43 ve 44 ayetlerini inceleyelim;

Maide 43- Yanlarında, içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir.

Maide 44- Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.

Ayetlerin anlam bütünlüğüne siyakına ve sibakına bakınca bile Tevrat’dan ve yahudilerden bahsettiği zahiren açıktır. Gramer olarakta bakınca من edatı burada bazı müfessirlere göre umuma işaret etmez takdirinde الذي edatı vardır dolaysıyla mana Allah’ın hükmü ile hükmetmeyen yahudiler olur. Ebu Ubeyde’nin ballandırarak anlattığı bu marifeler; فأولئك   marifesi zamiri Yahudilere هم zamiri yahudilere الكافرون yine Yahudilere atfedilmiştir ve tekid olarak da bu marifeler kullanılmıştır. Bunlar Şa’bi,Nahhas,Cabir bin Zeyd,İbni ebi Zaide nin görüşleridir.

Diğer bir görüş umum olduğu yönündedir ki buda İbni Abbas’ın bu Küfür dinden çıkaran küfür değildir hadisine dayandırılır ki zaten tekfirci zihniyet bu hadisi kabul etmiyor iki türlüde işin içinden çıkamıyorlar ne gramer olarak nede rivayet olarak, dolaysıyla Ebu Ubeyde’nin İbni Kesir’in Kafir tanımı üzerinden bu ayeti genellemesi ilmin ahlakına uymayan bir davranıştır ki İbni Kesir’in (İbni Kesir, 2:61) bu ayetde bahsi geçenlerin yahudiler olduğu görüşünü benimsediğini bilmemek ayrı bir cehalet örneğidir.

Ebu Ubeyde sonra iki kavram üzerinden gidip algı oluşturuyor bunlardan biri zalim biri fasık ayetleri inceleyelim;

Maide 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.

Ayeti incelediğimizde önceki ayetin devamı niteliğinde Tevrat’da kısas hükmünden bahsetmekte ve daha önce Yahudiler için kullandığı Kafir kelimesi yerine zalim kelimesini kullanıyor.Yani Ebu Ubeyde’nin dediği gibi ayrı bir toplum için değil yine aynı şekilde Yahudilerden bahsediyor burada kaçırmamamız gereken nokta من edatının umuma işaret etmediği yahudileri kastettiğidir ki grameri daha önce geçmişti. Zalim kavramını sadece şirk ile bağdaştırarak küçük şirk büyük şirk diyerek şu ayetleri gözden kaçırmış! sanırım ( Ahzab/72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir. ), ( İbrahim/34 O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. ) Herşeyin zahirine bakan Tekfirci zihniyet bununda zahirinden tüm insanlığı müşrik olarak görürler mi?

Allah’ın sonraki ayetde fasık dediği maide 46-47 ayetlerini inceleyelim;

Maide 46-  O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.

Maide 47- İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, fasıkların ta kendileridir.

Bu ayetlerin de siyakı ve sibakı incelendiğinde Hristiyanlardan bahsettiği ortadadır buradaki من edatı hristiyanlar içindir.

Ayetleri gramer olarak ve siyakını sibakını incelediğimizde bize bunun umum için olmadığını Ayetin öncesi ve sonrası bunu Yahudi ve Hristiyanlar için olduğunu gösterdi. Bazı müfessirlerde özelde her nekadar yahudi ve hristiyanlar içindir desede bu genelide ifade eder demişlerdir.Bunun Nuzül sebebinde ( Müslim Hudud-28 ) bu bütün kafirleri ifade eder ve umuma işaret ettiğini ifade etmesi ve İmam Kurtubi çoğunluğun görüşünün Müslüman büyük günah işleyecek olsa dahi dinden çıkmaz deyip bu ayetde istisna tutar ve bunun çoğunluğun görüşü olduğunu belirtir. ( Imam Kurtubi El Camiu Li Ahkamil Kuran 6/244)

Umum olduğuna delil olduğunu söyleyenlerin ikinci bir delili ise İbni Abbas ve Mücahid’in müslüman için inkar etmekle beraber hükmetmez ise kafirdir, (Imam Kurtubi El Camiu Li Ahkamil Kuran 6/244) sözünü ve yine İbni Mesud ve el Hasen’in haram olan birşeyi helal kılmanın doğruluğuna inanıp aykırı hüküm vermesi durumunda umumu ifade ettiğini söylemiştir.

Bu konuda Şeyhulislam selefin bu ayet hakkındaki görüşünü açıklayıp Ebu Ubeyde’nin aksine şöyle demiştir ;  «Selef’in: “İnsanda îmân ve nifak (birlikte) bulunabilir” aynı şekilde “İnsanda îmân ve küfür (birlikte) bulunabilir” sözlerindeki küfür, dînden çıkaran küfür değildir. İbn Abbâs ve ashâbının Yüce Allah’ın: “Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” buyruğu hakkındaki sözlerinde olduğu gibi… Bu âyet hakkında şöyle demişlerdir: Dînden çıkarmayan küfür ile kâfir الكفر دون الكفر oldular. Bu konuda Ahmed b. Hanbel ve onun dışındaki sünnet imâmları da onlara tâbi olmuşlardır.» Mecmûu Fetâvâ (7/312)

Şeyhulislam yine şöyle demiştir; Kişi müslüman olur ve onda dînden çıkarmayan küfür bulunabilir. Bilakis küfrün altında küfür vardır. Nitekim İbn Abbâs ve ashâbı: “Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” buyruğu hakkında: Bu küfür dînden çıkarmayan küfürdür, (asıl) küfrün altında bir küfür, (asıl) fıskın altında bir fısk ve (asıl) zulmün altında bir zulüm vardır. Mecmûu Fetâvâ (7/350)

Ebu Ubeyde’nin ironik yorumlarından birisi ise Hükmünü verdiği ayetden haberi olmamasıdır bunu haslaştıran lafız yoktur demesi halbuki yukarıda gramer olarak da yazdığımız gibi onu has kılan lafızlar ayetin içinde olduğu gibi Ebu Ubeyde’nin tefsirlerden de haberi olmadığını gösterir ve bu ayetlerin nuzul sebebinden haberi olmadığınıda gösterir çünkü nuzul sebebi ( Müslim Hudud-28 ) bile ayeti haslaştıran sünnet delilidir.

Ebu Ubeyde’nin onüç dakikalık videosunda saptırdığı diğer bir nokta ise İbni Abbas’ın rivayetidir. Ebu Ubeyde sadece Hişam b. Huceyr el-Mekki’nin rivayetlerini alıp onun sahih olmadığını iddia ediyor tamam bu iki rivayet zayıf ama Sufyan es-Sevri, Ma’mer , İbn Tavus, babası (Tavus el-Yemani) tarikiyle rivayet olunan hadis sahih olarak kabul edilmiştir Sufyan es-Sevri’den sonra İbni Abbas’a isnad edilmiştir dolaysıyla Ebu Ubeyde’nin ya bu rivayetden bahsetmemesi videonun amacınıda bir nevi ortaya çıkarmış oluyor Sahabe sözü delilmidir değilmidir bu konuya girmeye gerek kalmadı çünkü hem gramer hem sünnet hemde icma yönünden dediğinin aksi olduğu için sahabe görüşü üzerinde konuşmaya gerek yok. Bu konuda yukarıda kaynaklarda attığım gibi İbni Abbas,İbni Mesud,İkrime ibni teymiye ve onun deyişiyle diğer bütün imamlar bunu الكفر دون الكفر DİNDEN ÇIKARMAYAN KÜFÜR olarak algılamışlar ve büyük günahtan saymışlardır.

Özetle Ebu Ubeyde’nin iddiası üzerine Ayetlerin gramer yapısını ve umum-husus kısmını inceledik ve iki görüştede Ebu Ubeyde’yi destekleyen ilmi bir delil olmadığını gördük. Sadece ağzı laf yapıyor, göz boyamak için selef,bide ibni kayyım,ibni teymiye deyince maalesef kanılıyor. Bu yüzden bir Fasık size bir haber getirince onu iyice araştırın vesselam.

Mücahid Güneş

Bir cevap yazın