Deneme, İslamcılık, Muhtelif

Suriye’de HAK kim? BATIL kim?

  Müslümanlar olarak maalesef bazen basiretimizi köreltebiliyoruz ve olaylar hakkında araştırma yapmadan sağdan soldan duyduklarımızla hareket edip basiretsizce düşüncelere kapılabiliyoruz. Özellikle Suriye konusunda net bir duruş yok maalesef birçok kardeşin kafasında "kim kimi vuruyor? herkes birbiriyle savaşıyor yada Esed dönemi şimdiki dönemden daha iyidi! vb." düşünce ve sorular var.İnşallah bu yazımdaki amaç Suriye üzerindeki şüphelerin giderilmesi ve müslüman olarak duruşumuzun net olması bilincine varılmasıdır.Kanayan yaramız Suriye'yi şu anabaşlıklar altında inceleyecez;

1-) Suriye'nin savaş öncesi siyasi durumu,

2-) Savaşın başlama sebebi,

3-) Suriye'de oluşan guruplar,

Suriye'nin savaş öncesi siyasi durumu

 Suriye'de olan Baas yönetimin başında olan Esed diğer islam ülkelerindeki kuklalar gibi halkına baskı uygulayan bir diktatör.Suriye'de İslami hiçbir oluşuma izin verilmiyor. İhvan mensubu olmanın ölüm cezalı olması gibi.Bunun yanı sıra kendisi İran yandaşı olup sünni halkı ezen bir yönetim.Hükümet Suriye'de bulunan Kürtlere kimlik bile vermemişti ve insan yerine bile koymuyordu mesela bir kürt orada öğretmen sağlıkçı hatta bırakın bunları ölse resmiyette bir değeri bile yoktu.Yani kısaca kukla olan bütün yönetimlerde olan müslümanlara zulüm baskı ve engelleme mevcuttu.Burada İran fitnesi bir söz olan "SURİYE SAVAŞ OLMADAN ÖNCE İYİYDİ" diyenlere şu soruyu sormak istiyorum. Müslümanlara zulm eden İslam'ı heryönden engelleyen davet çalışmalarını engelleyen ve kendi halkından müslümanları yıllarca hapiste tutan hertürlü işkenceyi yapan baas rejimi mi iyiydi? Müslümanlar olarak diktatörlüğe boyun mu eğecez? Zalimin zulmüne seyircimi kalacaz? Asıl helakımız Ebu Cehillere Ebu Leheblere karşı dilsiz şeytan olmak değilmidir. Vallahi ne zaman ki biz zulme boyun eğdik o zaman kaybettik.İdeolojik olarak bir toplum ancak Islah ile değiştirilebilir diye düşünüyoruz. Evet bir toplum ancak ıslah ile düzeltilebilir ama " Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever."( hucurat 9 )  bu ayete dikkatlerinizi çekerim.Esed yönetimi yıllarca İslami haraketi engelledi baskılar ve zulümlerine devam etti ve bir ayaklanma oldu iki müslümanlar karşı karşıya geldi bunların arası düzeltilmeye çalışıldı.Gerek Ramazan el-Buti gerekse İhvan bunu yaptı ama beşşar esed zulmüne devam etti kabul etmedi ve kendi halkına silahlarla ve bombalarla saldırdı buna değinecem ilerki konularda ama vurgulamak istediğim şu ayette geçen " Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın." Emir kipiyle gelen bu cümleyi unuttuk burada haddi aşan ve yüzbinleri öldüren beşşar değilmidir ? Beşşar hala Allah'ın emrine dönmediğine göre hala onun karşısında olmak bizim boynumuza  bir borç ve Allah'ın emri değil mi ?  cevaplar vicdanlarda…

 

Savaşın başlama sebebi ve oluşumu 

 İslam devletlerinde olan diktatörlükler ve zulümler Arap Baharı'nı başlattı artık gına gelen halk yönetimlerine karşı ayaklanıyordu.Bu arada beşar ayaklanmaların kendi ülkesine sıçramayacağını idda etsede Suriye'de 18 Mart 2011 de özellikle Dera ve Banyas'ta toplanan göstericiler yolsuzluğun bitmesi için protestolara başladı.Dera'da göstericiler onbinlerce kişi oldu. Beşşar yönetimi halkına silahlarla saldırdı 25 Mart zafer cuması günü ülkenin birçok şehrinde Dera,Humus,,Deyr-ez zor,Lazkiye ve Rakka'da ayaklanmalar başladı.Halk artık diktatörü düşürmek istiyordu, polisler halka orantısız güç kullandı. Karadavi " Devrim treni Suriye İstasyonuna ulaştı."  açıklamasında bulundu.Bu ayaklanmalar bize halka olan zulmün yıllardan beri olduğunu ve halka artık gına geldiğini göstermektedir.Beşşar kendi halkına bombalar yağdırdı, nisan boyunca göstericilere bombalar yağdırdı.Türkiye,ABD,AB başta olmak üzere birçok ülke beşşarın halkına olan zulmüne son vermesini istesede nafile temmuz ayına kadar Hama,Humus lazkiye vs şehirlerde katliamlar gerçekleşti.15 temmuz 2011 de 350temsilcinin katılımıyla Suriye Ulusal Kurtuluş konferansı düzenlendi ve hükümeti ortadan kaldırmak adına silahlı mücadele devam edileceği bildirildi.Bu mücadele yerliydi ve suriye halkından oluşuyordu.İlk olarak şam kırsalında bazı köyler ele geçirildi iki yıl boyunca mücadele devam etti ve nerdeyse şama kadar gelindi,  Beşşar Esad devrilmek üzereyken İran Beşşar'a askeri sevkiyat yaptı ve muhaliflerin gücünün düşmesi için İŞİD oluşturuldu. Kendisini müslüman diye gösterip muhalifler tarafından gösterdi ve muhaliflere saldırdı beşşardan çok, tekfir edip muhaliflerle savaşıyordu ve muhaliflerin elinde olan birçok toprak kaybedildi. 

 

Bu görsel 2013 yılında muhaliflerin ele geçirdiği yerleri gösteriyor.Görüldüğü gibi Humus,şam dışında birçok yer ele geçirilmiş durumda.daha sonrasında Humus'un bazı yerleride ele geçiriliyor ve bahsettiğimiz gibi İşid'in ortaya çıkmasıyla muhaliflerin gücü kırılıyor.Maalesef muhalifler toprak kaybediyorlar işide gerek pyd gerekse rejim güçlerine karşı. Burada muhalifler biribirine girdi kendi aralarında savaşıyorlar diyenlere soruyorum aceba birbiryle savaşan muhalif gruplar Beşşar'ın burnunun dibine kadar girermi? Bununla tutuşan İran rafizi köpekleri desteğe gelirmi? Aceba bunu hazmedemeyenler muhaliflerin gücünü kırmak için İşid'i devreye sokarmı? Bütün bu düşman okları bize hak ile batılı ayırt etmeye yetmiyor mu?                                                           

 

 

 Alttaki görselde ise İşidin muhaliflerin gücünü nasıl kırdığı net bir şekilde tarih olarak gösteriliyor.Oyun net  bir şekilde gözümüzün önünde değilmi?DAEŞ'e başlarda şüphele ile bakılırken belli bir zaman sonra kime çalıştığı ve Suriye'deki konumu net anlaşıldı.Suriye'de Daeş,Pyd,Rejim,Hizbullah hernekadar resmiyette düşman gibi görünselerde aslında stratejik anlamda birbirlerinin en büyük destekçileri.İşid muhaliflerle saldırır arada bir göstermelik rejimle mücadele içine girer, yine Pyd ile savaşır sonra yenilmiş süsü verip Pyd yi güçlendirmek için silahları bırakıp geri çekilir Kobani'de olduğu gibi. Yani dolaylı olarak birbirlerine destek olur asıl hedefleri muhaliflerdir.

 

Suriye'de oluşan guruplar

 Özgür suriye ordusu,Ahrar-ı şam,Feylak-u Şam El-Nusra gibi birlikler vardı daha sonra bunlar, Öso,  Htş ve  Ahrar-ı Şam gurupları oldu.

 

Özgür Suriye Ordusu;  Esad yönetiminin sivilleri bombalaması üzerine ordudan ayrılan bazı asker ve subaylar tarafından Özgür Suriye Ordusu kuruldu. Kurulan grubun sayılarının 40.000 ile 50.000 arası olduğu tahmin edilmektedir. Rejime karşı olan bu örgüt ABD, Arap ve batılı ülkelerden finansal ve askeri destek almaktadır.Burada kafaya şu soru takılabilir ABD'den destek alıyor yada AB'den gibi İslam fıkhında müslümanlar savaş halinde gayri müslimlerden destek alırmı almaz mı diye araştırılsa öğrenilir. 2012 yılında dağınık halde bulunan grupları eskiden Suriye hava kuvvetlerin de albay olan Riyad el-Esad grubu tek çatı altında toplandı ve grubun başına geçti. Askeri kordinasyon merkezinin ilk olarak Türkiye'nin Hatay ilçesi olduğunu açıkladılar. Fakat gelen tepkiler üzerine merkezlerini Suriye'nin Şam bölgesine taşıdıklarını ifade ettiler. Bugün Suriye'de aktif olarak Esad rejimi, DAEŞ, YPG ile çatışma halindedirler.

 

Heyeti Tahrir Şam ; İdlib’de şu anda etkin güç El Kaide’den ayrıldığını açıklayan El Nusra Cephesi’nin farklı cihatçı gruplarla kurduğu Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) adlı çatı bir örgüt.HTŞ ile Ahrar’uş Şam arasında ideolojik olarak benzerlikler olsa da diğer güçlerle ilişkileri arasında bazı farklılıklar bulunuyor. Ahrar’uş Şam, ÖSO gruplarıyla işbirliği yapıyor.

 

Ahrar-ı Şam ;  Suriye İslam Cephesi olarakta bilinen Ahraruş Şam İslami Hareketi  21 Aralık 2012 tarihinde 11 Tugayın birleşmesi ile kurulmuş bir cephedir.
Bu cephedeki tugaylar şöyledir:

Suriye genelinde faaliyet gösteren Ahrâru’ş Şam,
Halep civarında faaliyet gösteren Fecru’l İslam,
Lazkiye civarında faaliyet gösteren Ketâibu Ensari’ş Şam,
Humus’taki Livau’l Hak, Deyr-i Zur’daki Ceyşu’t Tevhid,
İdlib kırsalındaki Cemaatu’l İslami,
Halep kırsalındaki Musab bin Umeyr Ketibeleri
Şam civarındaki gruplar Sukûru’l İslam, Ketâibu’l Imanu’l Mukatile, Maham el Hasa Seriyyesi ve Hamza bin Abdulmuttalib Ketibeleri.

Cephedeki en önemli 4 tugay ( Ahraru’ş Şam Tugayları, El Fecru’l İslamiyye Hareketi, Et Taliatu’l İslamiyye Cemaati ve El İmanu’l Mukatile Tugayları) Şubat 2013′te birleşerek “Ahraruş Şam İslami Hareketi” ismini aldı.

Suriye İslam Cephesi, sadece askeri alanda faaliyet göstermiyor. Aynı zamanda davet, yardım ve basın alanlarında da çalışmalar yapıyor.

Menhec olarak ise; İslam’ın bu cephede din, akide, yol ve davranış olarak temsil olunduğu, itikadında aşırıya kaçmadan ve gevşeklik göstermeden salih selefin anlayışına uygun Ehli Sünnet ve’l Cemmat’in menheci olduğunu kabul ediyor.

 

bu gruplar muhalif gruplar  aralarında fikri meselelerde sorun olsada genel anlamda bu gruplar Daeş,Pyd,Esed ve köpeklerine karşı şanlı bir şekilde mücadele ediyor ve sonuç olarak Suriye'de nasıl bir duruşumuz olmalı kimin tarafında olmamız gerektiği net bir şekilde ortaya çıkmış oluyor.

Bu yazı İran müsveddelerine veya kendini bilmez ırkçılara cevap için yazılmadı maalesef mutedil ama kafası karışık Kudus olunca ortalığı ayağa kaldıranlar ama mesele Suriye olunca suspus olanlar yada Kassam Tugaylar'ını kahramanlar gibi tanıtıp ki öyleler ama Suriye'de ki Kahramanları unutanlar için yazıldı Allah bizlere HAK ile BATIL'ı ayırt eden feraset sahibi müslümanlardan eylesin.

 

Mücahid Güneş 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*