Islah Önderleri, İslam Genel, İslamcılık

Cemaatleşmek(Tarikatleşmek-Vakıf,dernek kültürü) Rahmettir!

Cemaatlere vurmanın 'moda' olduğu zamanımıza bir çağrıdır bu.. 

Ey İnsanlar! Allah Resulünün ifadesiyle 'Cemaatleşmek Rahmettir!'

Siz ona Tarikat deyin, dernek deyin, vakıf deyin. ne derseniz deyin,  bu ümmet için bu tarz çabalar rahmettir, berekettir.

Tıpkı Allah'ın Kısas'ı bizim için Rahmet olark nitelendirmesi gibi Allah Resulü de Cemaatleşmeyi Rahmet olarak nitelemiştir. 

Nasıl ki IŞİD gibi kurmaca terör örgütler ile İslamın 'Cihad' emri istismar ediliyor ve kimse Cihada karşıyız demiyorsa..
Aynı şekilde de Fetö gibi örgütler tarafından da 'Cemaatleşmek' emri istismar ediliyorsa tıpkı Cihada karşı çıkmadığımız gibi Cemaatleşmeye de karşı çıkamayız. Allah'ın emrettiği ve Resulünün de hakkımızda 'Rahmettir' buyurduğu bir şeye nasıl karşı çıkarız. 

Daha bir çok dini değelerimiz istismar ediliyor yozlaştırılıyor. Bu onları red etmemizi mi gerektirir yoksa Islah etmemizi mi?

Hayır! Fetö ve benzeri kötü örneklerden yola çıkarak mal bulmuş mağribi gibi cemaat kurumuna saldıranlara yedirtmeyeceğiz bunca islami hareketi bunca ıslah mücadelesini, bunca emeği ve fedakarlığı.. 

Şöyle bir dönüp günümüzden geriye doğru bakalım. Bu ümmetin en kötü zamanlarından, çöküş dönemlerinden günümüze kadar küresel emperyalizme karşı 20. ve 21. yüzyılda nerde mücadele veren bir müslüman topluluğu, bir alim,bir önder,bir mütefekkir,bir siysetçi,bir komutan ve lider çıkmış ise hep bir Cemaatin, bir Tarikatin içinden çıkmış veya gölgesinde filizlenmiştir. İslam dünyasının neresinde emperyalist güçlere karşı bir mücadele varsa orada bir islami hareketin,cemaatin veya tarikatin Allah'tan bir Rahmet olarak bulunduğunu görüyoruz..

İşte bakın Rus emperyalizmine kafa tutan İmam Şamil Nakşibendi tarikatının terbiyesinden yetişmişti..

İtalyan işgalciliğine karşı destansı bir direniş veren Ömer Muhtar Senusi tarikitatının gölgesinden yetişmiş bir mücahit idi.

İngiliz sömürgeciliğine karşı Pakistan'da Ebul Ala el-Mevdudi Cemaatleşmenin bereketiyle direnmiş, Mısır'da Şehid İmam Hasan el-Benna Şazeli tarikatının terbiyesinde Ortadoğu intifadalarına kadar kök salacak olan daveti başlatmıştı..

Siyonist yayılmacılığına yeryüzünde halen silahlı olarak direnen yegane İslami direniş hareketi Hamas İhvan-ı Müslimin cemaatinin çabalarıyle bugünlere gelmişti..

Türkiye'de Kemalist diktatörlüğe karşı kıyam eden Şeyh Said rh.a. Nakşibendi tarikatının Halidiyye kolunun manevi atmosferinde şekillenmiş, Tek parti diktasına seküler toplum mühendisliğine karşı Said Nursi ve Nur talebelerinin iman hakikatlerini yayma mücadelesiyle Türkiye toplumu islami kökleriyle irtibatını koparmadan bugünlere gelebilmişti..

En nihayetinde ister beğenirsiniz ister beğenmezsiniz ama Necmeddin Erbakan gibi büyük bir siyasi deha Mehmed Zahid Kotkuların dergahında Anadolu irfanıyla yoğrulmuş, Onun kurduğu Milli Görüş Cemaatinden Recep Tayyip Erdoğan gibi ümmete çokça hayrı dokunmuş bir lider çıkmıştı…

Misyonerlerin pençesine düşen yüz binlerce yetim,öksüz,işgalcilerin katlettiği binlerce mazlum ve mücahid şehidan evladı cemaatlerin sosyal yardım çalışmalarıyla korunmuş, binlerce müslüman kadın işgalcilerin tecazüvünden kurtarılmış,yüz binlerce fakire kol kanat gerilmiş ve yüz binlerce insan dini eğitim,kuran eğitimiyle tanışmış,bir çok öğrenci verilen maddi yardımla ayakta kalabilmiş, Doğal afet mağduru nice müslim ve gayri müslime cemaatlerin sosyal yardım kuruluşlarının binbir fedakarlıklarıyla el uzatılmıştı. Asyanın steplerinden Arikanın tropikal iklimlerine kadar binbir zahmete göğüs gerip müslümanların ümmet olarak iyilik ve takvada yardımlaşmasına hep cemaatler vesileolmamış mıydı..

Osmanlı ve Selçukludaki cemaatleşmenin mükemmel örnekleri olan Vakıf kültürüne ne demeli?Bugünkü vakıflar ne yapıyorduysa o günlerde de müslümanlar vakıflar halinde cemaatleşerek aynı şeyi yapıyorlardı. Kurulan binlerce vakıfla topluma maruf emredilip münkerden alıkonuluyorken nice fakir,garip gurebaya yardımlar ediliyordu..Öyleki Leylekleri koruma vakfı gibi çevreci vakıflardan tutunda kızların çeyizlerini karşılayan vakıflara kadar medeniyet yapıcı nice vakıflarıyla hala övünmüyor muyuz Osmanlının…

Ve daha sayamadığımız nice mücadeleler ve gayretler.. Ama en nihayetinde cemaatiyle tarikatiyle İslami hareketler bu dinin yayılmasına ve savunulmasına defalarca katkıda bulunmuş, İslam, Müslüman cemaatlerin Tecdidi çabalarıyla bugüne gelmiştir.

Peki hiç mi kötü yanları yok bu İslami hareketlerin?

İnsanın elinin değdiği her yerde bir hata bir kusur muhakkak vardır. Bazen taassup dolu bir köktenciliğe saptılar, bazen tefrikaya ve ayrışmaya sebep oldular, bazen çakallara kolaylıkla yem oldular ve daha bir çok yönleriyle müslümanlara zararları da oldu. 

Ama bir yekun olarak geçmişten günümüze kadar geldiğinizde İslami hareketlerin faydasının zararından, Rahmetinin zahmetinden çok olduğunu inkar edemeyeceksiniz. İşte bu sebepledir ki Allah Resulü Cemaatleşmek Rahmettir buyuruyor. Alemlerin Efendisi haşa boş konuşur mu? Yukarıdaki gibi bir tarafa Cemaatlerin bu ümette sebep olduğu rahmet ve hayırları sıralayın, diğer tarafa sebep olduğu zararları.. Sonra elinizi vicdanınıza koyun ve hangi tarafın ağır bastığını söyleyin. 

İslamın bir emri yanlış yönlere çekilir olmuş, yanlış kişiler tarafından kullanılır olmuş diye onu red etmekle işe başlarsak İslamı yanlış anlayıp yanlış yaşayan ve çevresine kötü örnek olan müslümanlara bakıp İslamın bizzatihi kendisini de red etmemiz gerekecektir.. 

Ümmet olarak da Ülke olarak da zor zamanlardan geçiyoruz. Fetullahçı Terörün tahribatını toplum olarak çok derinden hisediyoruz. Ancak onların zaten büyük darbe vurduğu değerlerimize asıl bugün sahip çıkmamız gerekiyor. Hayır, İslam dini Cem olma dini Cemaatleşme dinidir.Bu dinin böyle önemli bir kurumunu Ne Fetö gibi ihanet şebekelerine, ne onlar üzerinden İslami hareketleri karalamak isteyen din düşmanı zevata yedirtmeyiz. 

Yıllarca bu ümmet Seküler cemaat ve Tarikatlerden çekmedi mi? Komünizm seküler bir cemaat, Leninizm,Marksizm v.d. onun farklı tarikatleri(yolları) değil miydi? Liberal,Feminist v.d. cemaatlerin Vakıf-Dernek görünümlü tahribatlarını gündeme getiren oldu mu bugüne kadar?

Ya Kemalist tarikate ses çıkaran oldu mu? Yıllarca türbelere küfredip Anıtkabiri türbe haline getirenler konuşuldu mu bu ülkede? Yıllarca tarikatların ve cemaatlerin hurefelerinden bahsedip rasyonaliteden dem vuran Kemalist din adamı Yaşar Nuri gibilerinin öte yandan da Atatürk'e rüyada elini öptüren Peygamber menkıbeleri gündem oldu mu bu ülkede? Dini İstismar eden Fetöcüsü de Cumhurbaşkanı idam eden 61 cunatsndan tutunda 28Şubata kadar tüm darbecilerin darbe metinlerinde kendilerine meşruiyet kaynağı olarak gösterdikleri Atatürk ya da Atatürkçülük sorgulandımı din ve dindarlar kadar bu ülkede?

Öyleyse bu çifte standardı görmeden konuşmasın kimse.Hele hele sağda solda sosyal medyada 'Eleştirellikten', 'Beyni kiraya vermemekten', 'Bize değil kendinize gelin' edebiyatından dem vuran Müslüman enteller, bir kez bile olsun Cemaatleşmeyi yerden yere vurup Batılılaşmanın ülkemize getirdiği Sivil Toplumculuğu göklere çıkaran münafıkların bu çifte standardını görebilecek basirete sahipler midir?

Sahi ya ulemamız vardı bizim, tek başına milyonluk STK görevini gören Ebu Hanifelerimiz, İzz bin Abdusselamlarımız vardı.. Seküler örgüt ve ihanet şebekelerinin tahrip ettiği toplumsal dokumuz sebebiyle bugün ne ilim kaldı ne ulema.. İstiklal mahkemelerinde ipe çekilen koca bir gelenek.. Yerine ikame edilen sivil toplumcu demokrat sistem içerisinden seküler bir cemaat, sebep olduğu fitne ve fesada rağmen ne kadar varlığını devam ettirebilme hakkına sahipse İslami hareketlerde, cemaatlerde tarikatlerde tüm eksikliklerine rağmen o kadar var olma hakkına sahiptirler.. ADD'leri,ÇYDD'leri,Rotary Kulüplerini v.d. ne çabuk unuttunuz.. 

Hem cemaatleşmeyi kınayanların bir alternatifi var mı? İslam düşmanlarının siyasi,ekonomik,sosyal tasallutuna ve bu ümmete karşı örgütlü mücadelesine ferdiyetçi,bireysel duruşla kim ne ortaya koyabilir veya kim ne yapabilmiş? Varmı hem bireysel kalıp hem de Müslümanların önemli sorunlarına ilaç olabilen? Böyle örnekler çok az olduğu gibi ümmete öncü olarak sıyrılanlar dahi yukarıda saydığımız şekliyle genelde bir islami hareketin etkisiyle yetişmiştir. Bireyselciliğe karşı cemaatleşmeye saldıran müslümanlar bu üsluplarıyla ancak Liberal fesada yağ sürmekten başka bir şey yapmamaktadırlar. Haramın ve fesadın bu kadar yoğun olduğu bir zamanda tek kalmaya çalışanları reddiyeci bir üslupla yanlış göremeyeceğimiz gibi samimi kaygılarla birlik olmaya, cemaat olmaya çalışanların bu çabasına da saygı duymak zorundayız. 

Biliyorum böyle bir zamanda bu konulara girmek cesaret ister. Ama bize düşen hakkın şahitliğini yapmaksa hiç bir kınayıcının kınamasından korkmadan fikirlerimizi ifade edeceğiz..

Bu satırları okurken içinizden 'Allah Resulunün kastettiği 'Cemaat' ile bugünkü Cemaatsel oluşumlar aynı şeye mi tekabül etmektedir? Allah Resulü bu ve benzeri sözleriyle birliği,vahdeti,ayrışmamayı kastetmiş olamaz mı?' diye soruyor olabilirsiniz.

Evet! Bir yandan birliğin ve vahdetin önemine değinilirken öte yandan tam da bugünkilere benzer bir cemaatleşme kastedilmiştir.  Neden olmasın? Zaten başka nasıl türlü olacak. 

Bir sonraki yazımızda inşallah bu konuyu, Kuran,Sünnet ve Sahabe uygulamasından örneklerle ele alacağız.

Selam ve Dua ile.

 

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*