Şiir

Çocuğun İmtihanı?

Ben bir çocuğum…Daha kundakta iken zulüm yazıldı coğrafyama.
Gözyaşı yerine kan aktı minicik gözlerimden.
Ninni yerine ağıtlar, feryatlar yükseldi annemin  dilinden

Ben bir çocuğum demokrasi naraları altında Irak'ta katledilen… 
Katledilen sayım yüzbinleri geçti. 
Geçti de farkedilmedim hâlâ

Ben bir çocuğum Arakan'da ateş çukuruna atılan. 
Daha sıcak nedir bilmeyen teni vahşice yakılan. 
Ateş bedenimi yaktı. Yaktı da bunu gören yürekler yanmadı hâlâ

Ben bir çocuğum Filistin'de misket ve fosfor bombalarıyla öldürülen. 
Halbuki gökyüzünde uçurtma uçuracaktım barışa. 
Ezgiler, marşlar söyleyecektim umutla.Bombalar  bir sahilde yakaladı beni oynarken. 
Bedenim parçalandı.Dağıldım dört bir yana...

Islah Önderleri

Pratikle yoğrulmuş bir hayat: Hasan el-Benna

Medine islam devleti(Ms.632)     kurulduktan sonra geçen zamanlar içerisinde Müslümanlar hiç bir zaman devletsiz(halifesiz) kalmamışlardır. Zamanla Emevi, Abbassi, Endülüs Emevileri, memlük, Osmanlı gibi halifeliği olan müslüman devletler olmuştur. Bazen zalim,bazen diktatörlüğü aratmayacak şekilde yöneticiler olsa da sonuç olarak müslümanlar halifesiz kalmamıştır. Ancak 1924 te Mustafa Kemalin kurduğu Kemalist rejim ile bir ilk yaşanıyordu. Halifelik kaldırılmış ve ilk defa müslümanlar tam olarak başsız kalıyor , kaçınılmaz bir parçalanmaya doğru gidiyorlardı. Müslümanların bu kaos durumunda Mısır'da  toplanan yerel bir alim  heyeti bile artık halifeliğin tekrardan oluşmasını imkansız görerek ümitsizlik içerisinde dağılıyordu...

Deneme, Kürt Meselesi

Francesco, navê min çi ye? – Tuncay Yerlikaya

Navê min Francesco ye, nave te çi ye?

Navê min, navê min…

Bir semum fırtınasından arta kalan acılarımın, teneşire yatırılmış kimliğimin trajedisidir nave min. Francesco, seni Romalı köylü, seni hümanist silahlarını kuşanmış çocuk gladyatör. Aslanlara attığın leşimi izliyorum pencerenden. Şimdi bu soruna verebileceğim cevabın kudretini, otuz iki kızıl mevsimin zemheri zamanlarından iktibas ediyorum. Ruhuma üfleme, fikreyleme utangaçlığıma. Çöl sessizliğine gömdüğüm utancıl duygularımı, toprak gibi sürdün yüreğimden yüzüme. Mızrak uçlarına geçirdiğin kalbimden, paslanmış yetim harfler döküldü bak. Bir bukağı gibi boynuma giydirildi Q. Boğazıma düğümlendi X. Beni anadilimden infaz ettin Francesco.

Navê min, kangren bir utanmışlık,

Tasavvuf Dersleri

Sabır!

Lügatteki anlamı insanın kendini bir şeyden men etmesi veya tutması demektir. Mesela Kehf 28. Ayetinde sözlük anlamıyla kullanılmıştır. “Sabah akşam Rablerine O’nun cemalini dileyerek dua edenlerle beraber candan sabret.” Yani sen de nefsini onlarla birlikte tut,hapset demektir.

Şeriatta Sabır, hoşlanılmayan şeye karşı nefsi men etmek, dilini şikayette bulunmaktan tutmaktır. Allah’ın emir ve yasakları konusunda nefsini kontrol altına almaktır.

Sabır,İmanın yarısıdır. Salihler, İmanın yarısı sabır yarısı şükürdür, demişlerdir. Cüneydi Bağdadi’ye sabrı soranlara “Yüz ekşitmeden yudumlamaktır.” Der...

Tasavvuf Dersleri

Ümit (2. bölüm)

Ümidin Dereceleri

Birinci Derece: Kişiyi ibadet konularında gayretli olmaya yönelten derecedir. Bu sayede kul, ibadetinden haz duyar. Allah’a kulluk etmenin merhaleleri: Önce meşakkat, ardından lezzettir. Selef alimlerinden biri şöyle demiştir: “Gece ibadetine yirmi sene boyunca devam ettim ve buna sabrettim. Ama yirmi sene boyunca da bundan dolayı nimetlendim.” Ümit sahibi kişi ibadet ne kadar zor ve meşakkatli olsa bile ondan lezzet alır ve kendisine yasak olan şeyleri de terk eder. Kendisinden talep edilen miktarı ve elde edeceği mükafatı bilen kişi istenen şeyi kolay bir şekilde yapar. Tıpkı tüccarlar gibi. Elde etmeyi ümit ettikleri karlar için çaba gösterirler. Sabahlarlar,yolculuk yaparlar,gurbete çıkarlar...