İslamcılık, KitapHane

Seyyid Kutup radikal İslamcı(!) şiddet, terör ve tekfirciliğin fikir babası mıdır?

Yazı vesilesiyle Suriye Müslüman Kardeşler'inin önde gelen yönetici,teorisyen ve alimlerinden Münir Muhammed Gadban'ın Pınar yayınlarından çıkan Müslüman Kardeşler,Seyyid Kutup ve Gelecek kitabını da tanıtmış olacağız. Başlıkta belirttiğimiz konu bir makale ile halledilebilecek bir mevzu olmadığı gibi bahsi geçen kitaptan çarpıcı bir kaç örnek vermekle okuyucuyu kitaba yönlendirmek ise temel amacımızdır.

Seyyid KutupTürkiye'de özellikle milli din müdavimleri,sekülerler v.d. gruplar tarafından çok saldırıya uğramakta. Kendisi tekfirciliğin,radikal islamcılığın,islamcı,cihatçı şiddet ve terörün kaynağı olarak gösterilmekte. Yoldaki İşaretler kitabı başta olmak üzere eserlerindeki sert üslup bu yanlış bakışın oluşmasında önemli bir sebep. Ancak asıl sebep fikirlerinin anlamayanlar tarafından tekfirci görüşlere alet edilmesi veya kasıtlı olarak birileri tarafından çarptırılmasıdır. Halbuki bir insanın fikirlerinin kötü şeylere alet edilmesi o kişininde o kötülükleri savunduğu anlamına gelmez. Örneğin Ahmed Bin Hanbel 'in görüşleri doğru bir cihad anlayışı olmayan çok kişi ve örgüt tarafından çokça kullanılmakta. Aynı şekilde onu tekfire malzeme yapanlar sebebiyle hedef tahtasına oturtmak doğru olmadığı gibi Seyyid Kutup'u da yanlış amaçları için kullananlar yüzünden yaftalayamayız. Seyyid Kutup'u bu konuda savunmamız onun her görüşünü benimsediğimiz anlamına da gelmez. Çünkü oda her insan gibi hatalıdır. Ancak bu konuda ona büyük bir insafsızlık yapılmaktadır.

Münir Muhammed,Seyyid Kutup ve islami hareket metoduna dair detaylara girip konuyu dallandırıp budaklandırmadan meseleye dair kitaptan birkaç çarpıcı örnek verelim. Fazlası için ilgilenenler kitabı okusunlar. 

Tekfirci,acilci, bulundukları toplumlarda islamı hakim kılma yolunun tedrici bir ıslah metodundan geçtiğini kavrayamamış bazı insanların ve grupların islamı hakim kılmada güçlenip ilk fırsatta silaha başvurmayı hedeflediğini, hatta hedeflerini gerçekleştirmek için suikast ve sivillerin canına mal olsada canlı bomba dahil her türlü silahlı eylemi gerçekleştirmeyi caiz/meşru gördüklerini biliyoruz. Bu yöntemlerine Kuran ve Sünnetten çeşitli dayanaklar getirmeye çalıştıkları gibi çağdaş müslüman mütefekkirlerden Seyyid Kutup'un eserlerini de okuyup kendilerine kaynak getirmeye çalışmaktalar. Ancak başta Kutup'un da mensubu olduğu Müslüman Kardeşler'in şiddetkarşıtı ıslah metodundan uzak olmaları ve onunda bu görüşlerini eserlerinde yeterince kavrayamamaları sebebiyle Seyyid Kutup'u kavrayamamaktalar. 

Seyyid Kutup  islamı hakim kılma amaçlı silahlı her türlü eylemi meşru görmediği gibi, Allah Resulünün Mekke'de sabırla yaptığı davet çalışmaları ile Said Nursi'nin de ifade ettiği biçimde ilk merhale olarak sadece iman hakikatlerini yaymanın yegane islama davet metodu olduğunu savunur. Bu merhaleyi Mekke dönemine benzetir. Mekke dönemindeki gibi(yasir ailesi örneği) katledilme,işkenceye uğrama ve sürgün dahil her türlü baskıya rağmen silahlı herhangi bir eylemin olmayışından yola çıkarak günümüzde de ıslah ve davet hareketlerinin silaha sarılmalarını meşru görmez.Bu konuda ölmeden önce savunma amaçlı yazdığı ve son fikirlerini barındıran kendisinin niçin idam edildiğini anlattığı eserinde detaylıca açıkmalar mevcuttur. Türkiye'de "Son Sözler" adıyla basılan bu kitapta açık bir şekilde şunu ifade eder: "…Bundan dolayı bütün islami hareketlerin işe temelden başlamaları gerekir. İslami akidenin işaret ettiği anlamı akıllarda ve kalplerde ihya etmek daveti kabul eden kimseyi bu şekilde eğitmektir. Bu sahih kavramlarla sahih bir islam için eğitimdir. Şu an ki politik olaylarla zaman yitirmemek gerekir. Temel kural toplum tarafından kabul edilmeden, yönetimi ele geçirme yoluyla islam nizamını tepeden dayatma girişiminde bulunulmamalıdır. Zira toplum temel kuralı kabul edip özümser, hakikatini bilirse islam nizamını kabul eder ve onunla yönetilmek ister." Görüldüğü gibi islamı tabandan tavana davet etmenin gerekliliğini savunduğu gibi toplumu ıslah etmeden islam şeriatiyle hükmetmenin yanlış olduğunu belirtir. Bu sebeple Fizilali Kuran adlı dirayet tefsirinde silahın ancak islam devleti kurulduğunda mümkün olacağını belirtir. Yine üstteki ifadesinde görüldüğü gibi "Yönetimi ele geçirme yoluyla islam nizamını yukardan dayatma gibi girişimlerde bulunmamalıdır"diyerek güç kullanarak devrimle islamı hakim kılma metodunu red eder. Bununla Medine dönemini işaret eder. Nitakim cihad da Medine de devlet kurulduktan sonra farz kılınmıştı. 

Münir Gadban'ın analizinde belirttiği gibi "Onun(Seyyid Kutup) tercih ettiği toplumları eğitme yöntemi uzun vadeli bir çaba idi. Nitekim toplumlar islam akidesini ve yaşama metodunu kavradıktan sonra kendileri islam nizamını ve şeriatını fıtri olarak talep edecektir." 1 Ardından Seyyid Kutup'un üstte bahsettiğim Son Sözler kitabından alıntılayarak şu sözlerini ekler: "Bundan dolayı bütün islami hareketlerin temel ilkeden işe başlamaları gerekir. Bu da islam akidesinin işaret ettiği manayı akıllarda ve kalplerde ihya etmek, daveti kabul edenleri bu ilke doğrultusunda eğitmektir. Sağlam bir islami eğitimi ve öğretim ancak bu sahih kavramlarla yapılabilir." 

Münir Gadban kitabın Seyyid Kutup'la alakalı devamında Fizilali Kuran tefsirinden yola çıkarak onun Mekke ve Medine dönemine dair yaptığı ayırımlara çokça örnek verir. Verdiği çarpıcı örneklerden biriside kardeşi Muhammed Kutup'un yaptığı şu tanıklıktır: Muhammed Kutup, Müslüman Kardeşler ikinci başkanı Hasan el-Hudeybi'nin tekfircilik akımına karşı yazdığı türkçede de "Davetçiyiz Yargılayıcı değil" diye basılan kitabında vurguladığı ana mesajı Seyyid Kutup'un da kabul ettiğini ve "Biz yargıç değiliz Davetçiyiz" dediğini belirtir. Kardeşinin belirttiğine göre hem de Seyyid Kutup bu sözü, kendisine bir kişiyi doğrudan tekfir etmesi istendiğinde söylemiştir. Yine Seyyid Kutup'un "cahiliyeden her şekliyle arınmak gerektiği" görüşü üzerinden makemeye başvurmanın da küfür olduğu, başvuranın kafir olduğu görüşünü savunanları(Ebu Hanzala örneğine bakabilirsiniz) yine Seyyid Kutup üzerinden çürütecek şu örneği veren Muhammed Kutup, kendisine yapılan bir haksızlık sebebiyle Kutup'un Mısır'da mahkemeye başvurarak kardeşini korumaya çalıştığını anlatır. 

Yazının başında da belirttiğimiz gibi Seyyid Kutup'un bu şekilde yanlış anlaşılmasının sebebi onu anlamayan,yanlış anlayan tekfirci,aşırı grupların varlığıdır. Tam da bu noktada bu konuya güzel bir örnek verebiliriz. Kamuoyunda Ebu Hanzala diye tanınan Halis Bayancuk adlı hoca tekfirci görüşlerine Seyyid Kutup'u alet etmekte onu övmektedir. Ancak aynı hoca Seyyid Kutup'un da dahil olduğu Müslüman Kardeşler hareketinin akidesini bozuk görüp oların "Davetçiyiz Yargılayıcı değil" prensibini eleştirerek "Biz hem  davetçiyiz hem yargılayıcıyız."3 demekte ve insanları tekfir etmektedir. Halbuki Seyyid Kutup kimseyi birebir tekfir etmediği gibi buna dair hiçbir delilde yoktur. Görüldüğü gibi Tekfircilik adına onun adını ağzına alanların onun görüşleriyle hiçbir alakası yoktur.

Seyyid Kutup yukarıda da belirttiğimiz gibi islamı hakim kılmak için silahlı,devrimci bir metodu benimsememiştir. Hatta kendi döneminde binlerce Müslüman Kardeşler üyesini hapse atan,katleden ve nihayet Seyyid Kutup'u da yıllarca hapiste süründürdükten sonra idam ettiren dönemin Mısır cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'a suikast imkanını elinin tersiyle itmiştir. Kendisine Abdunnasır'ın korumalarının birinin İhvan'dan olduğu ve izin verirse kendisine suikast yapılabileceği teklifinde ısrar edilince Seyyid Kutup gücü elde edince ilk fırsatta silaha sarılmayı savunanlara ibretlik bir cevap niteliğinde şu cevabı vermiştir: "Yönetimi ele geçirmek ve İslami hükümleri uygulamak mümkün olsa bile bu tür işlerle, siyasi sorunlarla, ufak ıslahatlarla kendinizi meşgul etmenizi istemiyorum. Biz başka herhangi bir icraatta bulunmazdan önce İslam'ın insanların benliklerine ve kalplerine yerleşmesini istiyoruz. İslam hukuku topluluklarda kabul görülmüş bir kural haline gelmeden, toplumlar kendiliklerinden böyle bir düzeni tanıma ve kurmak için çaba harcama yoluna gitmeden güç kullanarak İslam hukukunu(şeriat) dayatma ile vakit yitirmemek gerekir. Nitekim Hz Peygamber sahabesiyle birlikte bu işi böyle yapmıştı. Öncelikle sıkı bir disiplin içinde eğitilmişler, daha sonra bu nitelikteki bir düzen Medine'de onlar tarafından kurulmuş ve omuzlarında yükselmişti. Mesela Hz. Peygamber sahabelerinden birisine davet yolu üzerinde engel olarak duran Ebucehili veya bir başkasını öldürtüp ondan kurtulabilirdi. Fakat Hz. Peygamber gerçekleştirilmesi kolay olan bu eyleme izin vermemişti. Eğer isteseydi sahabesi bu isteğini çabucak yerine getirebilirdi-Allah hepsinden razı olsun-.Fakat o böyle yapmamıştı çünkü yol,yol değildi."4

Görüldüğü gibi çok net bir biçimde Seyyid Kutup halkı ıslah etmeden güç kullanma metodu ile islam şeriatını hakim kılmayı amaçlamanın Allah Resulünün metoduna uymadığını savunmaktadır. Seyyid Kutup'u sadece bir eserinden veya birkaç söyleminden yola çıkarak değerlendirenler, yanlış anlayışlarıyla şiddeti ve aşırılığı maalesef meşrulaştırmaktadır. Benzeri tepkileri Mısır'da yönetim tarafından yapılan silahlı provokasyonlara verdiği tepkilerde ve eserlerinin birçok yerinde serpiştirilimiş bir vaziyette bulabilirsiniz. 

Sonuç olarak Türkiye'de Seyyid Kutup'un fikirlerinin dayanak gösterilip silaha ve çeşitli aşırılıklara başvuran el-Kaide,Işid v.d. yapılarla ilişkilendirilmesi temelsiz bir iddia ve iftiradır. Aynı şekilde özellikle cihadçı selefi ekol içinde Seyyid Kutup üzerinden varılan uç yorumlara aslında onun  prim vermediğini, eserlerinin bir bütünsellik içerisinde okunduğunda asla şiddeti ve silahı meşrulaştırıcı bir fikrinin olmadığı çok açık bir şekilde ortadadır. Konuyla alakalı daha detaylı bilgilere ulaşmak isteyen Münir Gadban'ın kitabını temin ederek elde edebilirler.

Allah Seyyid Kutup'un şehadetini kabul etsin. Bizler ve ümmeti tekfirci aşırılıklardan korusun.

 

 

 

1-syf: 125, Müslüman Kardeşler,Seyyid Kutup ve Gelecek, Münir Gadban

2- syf:168, a.g.e.

3- https://www.youtube.com/watch?v=1ei04-SYzxM

4-syf:191,192 ,a.g.e.

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*