İslamcılık

Ebu Hanzala’nın Oy kullanmak şirktir düşüncesindeki komik tezat!

Ebu Hanzala, sağlam hitabeti ile sosyal medyada revaç bulan selefi bir hoca. Bir dönem IŞİD'in Türkiye temsilcisi gibi çalışırdı. Ancak demişler ya tekfirciliğin sonu en sonunda aynaya bakıp kendini tekfir etmektir, tıpkı bir bumerang gibi bu hastalık sahibinide vuruyor. Tabi sonra kendisi IŞİD'den tekfiri yedi.Bu defalarca tecrübe edilen bir gerçektir. Bu yüzden tekfirci grupların hep içsel parçalanmaya uğradıklarını görürsünüz. 

Ebu Hanzala'yı tanımayan bilmeyen gençlerimiz maalesef youtube üzerindeki videolarına çok itibar ediyorlar. Heleki oy kullanmak konusundaki görüşünün çok kişiyi etkilediğini bizzat görmüşümdür. 

Oy kullanmanın şirk olduğunu savunan Ebu Hanzala,oy kullanmanın tağuti sistemi onaylamak, mecliste yapılan beşeri kanunları onaylamak anlamına geldiğini söylüyor. Tağuti sistemi onaylamaanlamına gelecek her türlü fiilin örneğin TC mahkemelerine herhangi bir iş sebebiyle başvurmanın bile şirk olduğunu söylüyor. Ve sisteme oy kullanmak biçiminde bir katılımın şirk olacağını,verilen oyların vekalet vermek gibi olduğunu ve artık vekaletini verdiğin kişinin tüm fiillerinden sorumlu olduğumuzu söylüyor. Bu sebeple vekillerin yaptıkları islama aykırı bir yasama ile şirke girecekleri gibi onlara oy verip onları oraya getirenlerinde onlar gibi şirke gireceklerini iddia ediyor. Bunu savunurken -vekalet örneğinden devam edersek- oy verenlerin ne amaçla vekalet verdiklerini göz ardı ederek konuşuyor. 

Hal böyle olunca takipçilerini de binbir soru içinde bırakıyor. Ve doğal olarak ardından şu soru geliyor: Öyleyse kimlik taşımak da küfür değil midir? Tağuti sistemin kimliği ile yaşamak,dolaşmak neden şirk olmasın? Tabi ya,oy kullanmak Tağutu ikrar etmek anlamına geliyorsa Kimlik veya pasaport almakt tağutu ikrar anlamına gelmez mi?Kendi dar dünyaları açısından mantıklı bir soru bu.

Bu konuda verdiği cevaplar ise Ebu Hanzala'nın bu konudaki çelişkiler zincirini başlatıyor. Bende bir yandan eğlenmek bir yandan da hafif bir merak ile ne cevap vereceğini görmek amacıyla konuyla alakalı sorulan soruyu nasıl cevapladığını izledim. Verilen cevaplar evlere şenlik.

Ebu Hanzala TC kimliği ve pasaportunu kullanmak konusunda resmen "oy kullanmak her durumda tağuti sistemi onaylamak anlamına gelmez, bu anlamda oy kullanmak caiz olur" diyenlerin delillerini sıralıyor. Ancak aynı yaklaşımı oy kullanmak meselesinde sergileyemiyor. Şöyle diyor "Kimliği alan, bu tağutu ikrar etmektir,tağutun hükmünü kabul etmektir, tağutun egemenliğini kabul etmektir diye değerlendirdiğinde(buraya dikkat) otomatikmen kimlik kullanmayı tağuta kulluk olaraktan isimlendiriyor. Oysa bir insanın kendini bir kavme nisbet etmesi ile o kavmin akidesini kabul etmesi arasında fark vardır. "

Devamında aslında oy kullananlar açısından düşünüldüğünde de aynı sonucu veren çok da güzel bir örnek veriyor: "Akıl yürüterekten insanların yaptığı fiillere bir takım lazımlar eklerseniz eğer insanların yaptıkları çok basit şeyleri çok çirkin bir hale getirebilirsiniz." Yani diyor ki kimlik yada pasaport alma basitbir fiildir, akıl yürütüp bu fiilin sebebini direk tağutu onaylamaya bağlarsanız meseleyi çok çirkin bir hale getirebilirsiniz.

Sonra siyerden delil getirirken oy kullanmak caizdir diyenlerin en meşhur delillerinden Mutim bin Adiy örneğini veriyor. İşin komik yanıda bu. Taif dönüşünde Müşrik Mutim bin Adiy'in koruması altına girmesi örneğini vererek "Bu mekkeli müşriklerin kendi aralarında koyduğu bir kanundu. Peygamber acaba bunu yapmak suretiyle onların kanunlarını kabul mü etti?Söyleyebilirsiniz mesela." diyor ve ilgili ayeti ekledikten sonra haklı olarak soruyor: "Peygamber (vekil olarak Allah dururken) neden Allah'ı vekil tayin edinmedi.Haşa Allah'ın onu koruyacağını bilmiyor muydu Peygamber.Gidip müşriklerin koruması altına girdi. Allah'tan koruma isteseydi?" "Bakın ne yaptık Peygamberi dinden çıkardık haşa." Niyete bakmak gerektiğine işaret eden bu açıklamasını ise şöyle bitiriyor: "Bazen bir şey söylerken, bir şey kişinin kendi mezhebi inancı mıdır? Yoksa sen onun yapmış olduğu bir şeyin lazımını mı ona zikrediyorsun? Bunu birbirinden iyi ayırd etmek lazım." diyor.

Mutim bin Adiy örneğinden yola çıkarak oy kullanma meselesinde bizde rahatlıkla aynı şeyleri söylüyoruz zaten. Allah Resulü s.a.v. onun himayesine girerek o toplumda var olan kanunları onaylama amacı gütmedi. Mutim bin Adiy'in himayesine girerek onun akidesini veya o kanunu koyanların kendi elleriyle kanun yapmalarını onaylamak amacını taşımadı. Akıl yürüterek "bunu yaparsan bu direk şu anlama gelir" demek doğru değildir.Niyete bakmak gerekir ki bu olay niyete bakılması gerektiğinin en net delillerindendir. Şayet Allah Resulünün niyetine bakmaz isek otomatikmen onun yaptığı bu fiille tağutu ikrar ettiği anlamını rahatlıkla çıkartabiliriz. Bu şekilde rahatlıkla söyleyebiliriz ki her oy kullananda tağutu onaylamak anlamında aynı niyetle oy kullanmamaktadır.

Konuya bir örnekte biz ekleyelim. Allah Resulü Mekke de iken içi put dolu olan Kabe'ye secde ediyordu. Dışarıdan bakıldığında secde kulluğun en büyük sembollerindendir ve Allah'tan başkasına yapılması küfürdür. Ancak Allah Resulünün niyetine bakmaz isek haşa onuda tekfir etmek zorunda kalırız. Peygamberimiz s.a.v. secde ederken putları onaylamak amacıyla secde etmiyordu.Tıpkı bunun gibi oy verirken insanların ne niyet taşıdığına bakmak gerekir. Çünkü her oy verenin niyetinde laik sistemi onaylamak amacı olmadığı gibi bu direkmen tağutu ikrar anlamına gelmez. Yakından biliyoruz ki birçok müslüman sırf müslümanlaın maslahatı gereği,kötünün iyisi gibi gerekçelerle oy kullanmakta, tağuti sistem içinde müslümanlara bir yol açmaya çalışmaktadırlar.  Bu niyetle yapılırsa o fiil şirk olmaz. Ancak bir insan oy verirken laik sistemi onaylamak, kurana göre değilde insanların kendi heva ve heveslerine göre yasama yapmalarını savunmak amacıyla oy kullanıyor ve onların akidelerini onaylıyorsa bu tabiki şirk olur. 

Ebu Hanzala TC kimliği kullanma meselesinde verdiği bu örneği ilginç bir akıl tutulması ile oy kullanmak meselesine uygulayamıyor. Komik bir şekilde Kimlik kullanma meselesinde olayın direkmen tağuti akideyi onaylamak anlamına gelmediğini,niyet okumamak gerektiğini savunurken oy kullanma meselesinde şartlandırılmış bir biçimde aynı hatayı kendisi yapıyor. Kendi ifadesiyle Akıl yürüterek insanların kalbindeki niyeti okuyarak otomatikman insanları müşrik sayabiliyor. Ortaya böylece tekfir gibi çirkin bir sonuç çıkıyor. 

Allah bizi,gençlerimizi her türlü aşırılıktan, tekfircilikten korusun.
Selametle.

 

Yazıda bahsedilen video:

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*