Deneme

Asra yemin olsun ki…

 İmam Şafii(r.a);"Hiçbir sure indirilmemiş olsaydı.Asr Sure'i yeterli olurdu."buyurmuştur.Yine sahabeler toplandıklarında asr suresini okurlardı.

Bu sure "و" harfi ile başlıyor,bu harf arapçada yemini ifade eder. Tabi sadece "و" harfi değil yemini ifade eden başka harflerde var. Yemin bize iki şeyi ifade eder. Birincisi eğer Allah birşeye yemin ediyorsa o mutlaka çok önemli bizimle bağlantılı birşeydir. İkincisi ise eğer Allah birşeye yemin ediyorsa onu şahit tutuyor anlamına gelir.Başka bir ayette buyuruyor ya وشاهد ومشهود yani (şahit olana da şahitlik edene yemin olsun.) 

Ayetin devamında ise "العصر" kavramını kullanıyor. Bu kelimenin manası hakkında alimler bazı görüşler sunmaktadır. Kimileri demiştir ki bunun manası 1-100 yıl arasını kapsayan zaman dilimidir buda insanın yaşamına tekabül eder yani insanın yaşadığı zamana tekabül eder. Kimileri ise bunun Hz.Peygamberin ve ashabının yaşadığı döneme ait olduğunu o dönemin tüm müslümanlar için bir örnek zaman dilimi olduğu için Allah o döneme yemin etmiştir. Kimileri de bu zamanın ikindi zamanı olduğunu ifade etmiştir.Kimileri ise bunun bir meyvenin sıkıldığı zaman çıkan suyu anlamını yani bu dünyada yapılanların karşılığının verildiği yer olan ahireti ifade ettiğini vurgulamislardir. En temelde ise yani bu dört manada da ele aldığımızda aslında akıp giden zamanı ifade ettiğini görüyoruz.Zaman çok önemli ahirette şahidimiz olacak ve bu zaman akıp gidiyor.. 

Sonraki ayette ise Allah "إن الإنسان" şüphesiz ki insanlar yani insanların tamamı ayetin bu kısmı müslüman kafir diye bir ayrımın içine girmiş değil insanların tamamı"لفى خسر" hüsrandadır. Aslında insan fıtratının temiz olduğunu ama hüsrana meyilli olduğunu biliyoruz. Ancak biraz sonra gelecek olan sıfatların bulunmadığı her insan zarardadır.إلا dan sonr gelen آمنوا kelimesi bizlere pekçok şey ifade eder aslında. Bu kavramın anlamına baktığımızda inanmak manasının olduğu şüphesiz fakat bu kelimenin birde güvenmek manası vardır.Nitekim Yusuf Suresi onikinci ayeti bize oradaki iman kavramının güven manasına geldiğini gösteriyor. Bir başka manası ise güvende hissettirmesi manasına gelir. Diğer manası ise Allah'ın  el-mumin sıfatı olan güven veren manasına gelir.Yani iman edecek olan biri hem inanacak hem güvenecek hem güvende hissedecek hemde güven verecek olan kişidir. "وعملوا الصالحات" Salih amel işlerler. Burda iman ile amel ilişkisini görüyoruz. Salih amelsiz bir imanın olmayacağını inançta kalacağını iman mertebesine ulaşmadığını Kur'an'ın genel muhtevasinda anlıyoruz. İman kavramının olduğu her yerde mutlaka salih amelin olduğunu yada iman edenlerin özelliklerinin salih ameli ifade ettiğini net bir şekilde anlayabiliriz. Yani imansız yapılan bir davranışın Allah katında mümkün olmadığı gibi aksininde mümkün olamayacağı da aşikardır.

Daha sonra Allah çok önemli bir nokta olan yine imanın bir parçası olan "وتواصو بالحق وتواصو بالصبر"hakkı ve sabrı tavsiye etmeyi vurguluyor. Allah burada tavsiye etmeyi  "تفاعل" babında getirmiştir ki buda karşılıklı yapmayı ifade eder. Yani ortaklığı ifade eder ve en az iki kişi tarafından yapılması gerektiği vurgulanır.Yani yapılan hakkı ve sabrı tavsiye karşılıklı yapılacak biri oturup diğeri dinleyecek değil.Kullanılan  "الحق" kelimesinin anlamlarindan biri hakikat anlamına gelir. Biri Allah'in sıfatı olan el-hak sıfatını yani Allah'ı ifade eder. Bir diğer anlamı ise Kur'an'dır ki bunları tavsiye eden birilerine mutlaka zorluk veya musibetler isabet eder. Buna karşıda sabrı da tavsiye ederler o iman edenler.

Şimdi daha iyi anlaşılıyor sahabenin neden bir araya geldiklerinde okudukları sure bu sure Onların meşguliyetleri,Hakikat-Allah-Kur'an üzereydi.

Allah bu sureyi bizim hayatımızın bir parçası haline getirsin  

( Mehmet Okuyan'ın sohbetinden esinlenerek yazdım )

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*