KitapHane

Her Müslümanın Ortak Davası Kudüs

   Ortak davamız Kudüs'tür çünkü Kudüs'ün hali ümmetin halidir.Bugun Kudüs'de bir işgal varsa bu ümmetin işgal altında olduğunu gösterir.Bugun Kudüs'te yapılan zulüm aslında bütün ümmete yapılıyor.İsrail orada yaptığı zulümle bütün müslümanlara kafa tutmaktadır ve çok az sayıda İslam önderleri bu davaya sahip çıkıyor.Bu ender önderlerdin biride üstad YUSUF el-KARADAVİ'dir.Üstad bu kitapda kendi deyişiyle "gaflet içinde olanları uyarmak,uyuyanlaru uyandırmak,unutanlara hatırlatmak,korkanlara cesaret vermek,kararsız olanlara yol göstermek,hainleri ortaya çıkarmak; teslim olmayı reddeden,acizlikten sıyrılıp şerefli ve onurlu bir yaşam olan şehadeti tercih eden mücahidlere destek olmak" için yazılmıştır.

  İslam'da Kudüs'ün Yeri

  Kudüs İslam'da büyük bir öneme ve değere sahiptir.Biz müslümanların ilk kıblesi kudustür.Peygamberimiz ve Ashabı Mekke'de üç yıl hicretten sonrada Medine'de altı ay boyunca Kudüs'e yönelmiştir. Taki müslümanların Kabe'ye ve Mescid-i Haram'a yönelme emri gelince Kabe'ye yöneldiler.Yahudilerin'de Kudus'e yönelmeleri sebebiyle bu kıble değişikliği onların Medine'de yaygara çıkmasına sebep olmuştur.Allah bu kıble değişikliğiyle adeta onların kibirli  hallerini yerlebir etmiştir.Kur'an onlara bütün yönlerin Allah'a ait olduğunu,Allah için namaz kılanların yönlenrini Allah'ın istediği yöne çevireceğini bildirmiştir.

  Yine kudüs İsra ve Miraç şehridir.Allah'ın izniyle Hz.Muhammed'i Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürmüştür.Oradanda Miraç'a yükseltmiştir.Allah İsra suresinde şöyle buyurmaktadır;"Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir" burada bahsi geçen bereketli kılınan yer Mescid-i Aksa'dır.Cebrail Mekke'den Kudüs'e  gelirken yine üzerine intikal ettiği  "el-Burak" bineğini burada bağlamıştır.Günümüzde Burak Duvarı ve Sahra bizlere kalan en önemli hatıralardır.

   Kudüs kutsal şehirlerin üçüncüsüdür.İslam'da en kutsal şehir Mekke daha sonra Medine üçüncü olarakta Kudüs'tür.Hz.Muhammed (sav) şöyle buyuruyor; "(ibadet maksadıyla) sefer ancak üç mescide yapılır.Bunlar Mescid-i Haram,Mescid-i Aksa ve benim şu mescidimdir." yine Hz.Peygamber başka bir hadisinde şöyle buyuruyor;"Mescid-i Aksa'da kılınan namaz Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi haricindeki mescitlerde kılınan beş yüz namaza denktir."

   Kudüs peygamberlik ve bereket yurdudur.Allah Kur'an'da kutsal topraklar olarak nitelendirmiş ve peygamberle zikretmiştir.Yüce Allah,İbrahim kıssasını anlatırken; "Onu da,Lut'u da,alemler için bereketli kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık." başka bir ayette ise kimseye vermediği mülkü Süleyman (as) verdiğini ve rüzgarı onun emrine sunduğunu hatırlatarak şöyle buyuruyor;"Bereketli kıldığımız yere doğru,Süleyman'ın emrine yürüyen şiddetli rüzgarı,onun buyruğuna verdik." Bu ayetlerdeki bereketli topraklar Şam ve Kudüs topraklarıdır.

  Tefsir alimlerinin bir kısmına göre "Tin'e ve Zeytun'a,Sina Dağı'na ve bu güvenli beldeye and olsun."ayetinin kastettiği incir ve zeytinin bol olduğu şehir Kudüs'tür.

 

   Kudus'ü Yahudileştirme Çabaları

   Kudüs'ü yahudileştirilmesinde bazı temel etkenler vardır.Bunun başında Filistinliler'in teslimiyeti geliyor.Filistinliler Yahudiler'in kendilerine yapılan onca zulmüne rağmen topraklarını işgal edip onların haklarını ele geçirmelerine rağmen barış anlaşmaları gerçekleştiriyor tabi Filistinliler'in bu teslimiyetinde arapların acizliği,Abd'nin Siyonistler'e destek sağlaması ve bu mücadele yolunun uzun meşakketli,kurbanların fazla olmasının da büyük etkisi vardır.İsrail de bu fırsattan yararlanıp yahdileştirme çabalarını hızlı bir şekilde devam ettiriyor

  Arapların bu konudaki acizliği de büyük bir etken özellikle Camp David antlaşmasıyla ve körfez şavaşalarıyla birlikte arapların birlikteliği bozulmuş ve kafirlein en çok istediği müslümanı müslüman ile kırmak olmuştur.Irak-kuveyt savaşı bunun e bariz örneğidir.Abd'nin kışkırtmalarıyla yapılan bu savaş sonucu kazanan taraf arap ülkeleri değil  düşmanlar olmuştur.Tabiki sadece araplar değil bütün Müslamanlar'ın zaafı ve güçsüzlüğünde bunun büyük bir etkisi var.Müslümanların içine vehnin yerleşmesi onalrın zaafa düşmesine neden olmuştur.Ama bu sürekli devam edecek bir durum değildir. Müslümanlar'a bulaşan bu hastalık elbet birgün ileşecek ve tekrar Zengi'ler Selahaddin'ler yetişecektir.

  İsrail İle Savaşımızın Hakikatı

   Bizim İsrail ile savaşımız ne onların ırkından dolayıdır nede Yahudi oluşundandır.Irk olarak bakacak olursak Müslümanlar'da Yahudiler'de Hz.İbrahim'in soyundan  gelmektedir.Onlar Yakub b. İshak'ın soyundan geliyorsa bizde Hz.İbrahim'in diğer oğlu olan İsmail'in soyundanız.İlkesel olarak bir Müslüman ırk olarak kimseyle savaşmaz ve kimseye düşmanlık besleyemez.Allah ayetinde şöyle buyuruyor;"Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır." yine Hz.Muhammed bir hadisinde şöyle buyuruyor; "Ey insanlar,Rabb'iniz bir,babanız birdir.Hepimiz Adem'e mensubuz.Adem ise topraktandır.Bizim düşmanlığımız yine onların inançları sebebiylede değildir nitekim Kur'an onları ehli kitap olarak nitelendirir.Hatta baktığım zaman Yahudiler Hırıstiyanlar'dan  daha fazla İslam'a yakınlar.Örneğin Hıristiyanlar Hz.İsa'yı ilahlaştırırlarken böyle birşey Yahudiler'de yoktur onlar Hz.Musa'ya ilah olarak bakmazlar veya Müslümanlar'da ve Yahudiler'de domuz eti haramken böyle bir durum yine hıristiyanlarda yoktur onlarda helaldir.Örnekler arttırılabilir,anlamamız gereken önemli nokta şudur ki bizim Yahudiler'e olan düşmanlığımız onların Yahudi oluş sebebi değildir.Bizim Yahudiler'le mücadelimizin asıl nedeni Filistin meselesindendir.Onlar hiçbir hakları olmaksızın müslüman toprağını işgal etmiş ve müslümanlara zulüm etmiştir.Bizim Yahudilerle olan mücadelemiz bu sözkonusu sebep var olana kadar devam edecektir.Peki bizim bu savaştaki din faktörü ise şu ayetle açıklanabilir;"İman edenler Allah yolunda savaşırlar,inkar edenler tağut yolunda savaşırlar." Biz bu savaşın Allah yolunda bir savaş olarak görüyoruz çünkü bizim dinimiz,İslam toprakları için omuz omuza verip savaşmamızı bize vacip kılmıştır.Söz konusu toprak Müslümanların ilk kıblesi ve üçünçü kutsal mescidi olan Mescid-i Aksa'nın olduğu topraklardır.Bu uğurda yapılacak Cihad Allah katında yapılan en büyük cihaddır.

 

Düşmanımızı Tanıdık mı?

Düşmanına karşı savaşan herkes mutlaka düşmanını iyi tanımalı ve adımlarını ona göre atmalıdır.Günümüzde istihbaratlar ve buna benzer birimler düşmanı iyi tanıyıp ona göre önlem almak,plan ve programını buna göre hazırlamak için kurulmuşlardır.Bizlerde müslümanlar olarak düşmanımız olan Siyonizm'i iyi tanımalı ve onagöre hareket etmeliyiz.Peki bu düşmanı nasıl tanıyacaz Üstad Karadavi burada bazı kaynaklar sunmuştur.Bunların ilki Kur'an'dır.Kur'an onların değişmez değerlerini psikolojilerini ve ahlaki yönlerini net bir şekilde gözümüzün önüne sermiştir.Birkaç örnek verecek olursak; Allah onların zorlama boyun eğen başkasının malına ve canına değer vermeyen bir millet olduğunu söyler ve şöyle buyurur;"Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi.başkabir ayette ise onların yapılan hiçbir anlaşmaya sadık kalmadıklarını ve anlaşmayı bozduklarını bildiriyor ve şöyle buyuruyor;"İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldıkörnekler bu şekilde çoğaltılabilir.Bir diğeri ise yahudilerin kutsal kitabı tevrattır.Nitekim Tevrat onların seçilmiş bir millet olduğunu girdikleri yerde yapılacak herşeyin onlara mübah kılındığı yazılmaktadır.Yine Talmud'da onların Allah'ın seçilmiş kulları olduğunu amaçlarına hizmet yolunda her türlü pisliğin ve alçaklığın onlara mübah olduğunu bildirmektedir.Yine bu kitaplarda onların elçilerine karşı tavırlarını net bir şekilde ele almıştır; "Onlar anlayışsız bir ulustur,onlarda sevgi yoktur" (tesniye 32:28) bu şekilde birçok örnek var Tevrat'da.Tarih,çağdaş yazarların yazıları,yahudilerin mevcut yaşantılarıda bize birçok önemli bilgi sunmaktadır.

   Topraklarımızı gasp edip varlığımızı tehdit eden düşmana karşı savaşmak bize düşen milli ve dini görevdir.Bu düşman bize birçok tehlike sunmaktadır.Irkçılık tehlikesi yahudilerde en yaygın olan tehlikedir.Tevrat ırkçılık düşüncesiyle Yahudiliği beslemektedir.Nitekim diğer kutsal kitaplarda alemlerin Rab'bi,insanların Rab'bi geçer ama Tevrat'da ise İsrail'in Rab'bi geçer.Tevrat'ın en çok ilgilendiği konu İsrailoğulları'nın tarihleri ve hayalleridir.Kutsal kitapları sürekli onların seçilmiş olduğunu insanlara üstün kılındıklarını anlatmakta ve böylece ırkçılık artık Yahudilerin bir parçası haline gelmiş durumdadır.Yahudiler şiddet ve düşmalıktada yine çok aşırıya giden milletdir.Allah Kur'an'da bu konuya değinerek şöyle buyurur;"Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir." Şebra ve Şetila katliamı,Gazze katliamı,El-Halil katliamı,Kudus'teki tünel katliamı,Bahru'l-Bakar öğrenci katliamı bunların ne kadar şiddet meyilli olduklarını ortaya koymaktadır.Yahudilerde çok tehlikeli bir özellik vardırki oda yayılmacılıktır.İsrail hedefi olan İsrail'i kurdu bununlada yetinmedi şimdi asıl amacı olan büyük İsrail'i kurmaktır.Yahudiler;Nil'den Fırat'a kadar olan bütün topraklar bizim derler.Telaviv Üniversite'si öğretim görevlisi Şahak kitabında onların aç gözlülüklerini ortaya koymaktadır.Kitabında İsrail'in;Suriye,Lübnan,Türkiye,Irak,Suudi Arabistan,Yemen,Kuveyt ve Mısır'ı da içine aldığını ifade etmektedir.

Son olarak bu Siyonizm'in karşısında nasıl durmalıyız? Yada neler yapılabilir? Bunun üzerinde durup bitireceğim; Öncelikle Filistin davası yayılıp geniş kitlelere anlatılmalı ve insanlar üzerindeki yanliş algılar kaldırılmalıdır.İsraille siyasi ve iktisadi bir konuda anlaşma yapılmamalı ilişkilerin normalleştirme fikri kesinlikle reddedilmelidir.( Ben burada bi parantez açarak şunu da eklemek istiyorum üstadın bu fikri üzerine;Ben bu durumun herzaman bu şekilde olması gerektiğini düşünmüyorum nitekim siyasi gerekçeler eğer devleti etkileyecekse anlaşma yapılabilir. Tam bir teslimiyet içinde olunması doğru değil ama bu İslam'ın ve müslümanların faydasına ise niye anlaşma yapılmasın ki? Bunu Filistin için düşünürsek evet Filistin'in kesinlikle böyle anlaşmalara girmesi doğru değil çünkü Filistin'in fiili bir mücadelesi var.Ama bunu Türkiye için düşünürsek aynı durum söz konusu değildir.)

Müslümanlar'ın Mescid-i Aksa da namaz kılmak için ziyaret etmeleri caiz değildir.Ancak filistin tam manada müslümanların eline geçince namaz kılınması için ziyaret edilebilir.( Bu konu ihtilaflı olan bir konudur.Nitekim Üstad Raid Salah bu konu hakkında orayı ziyaret etmek caizdir diyor.)İsrail boykot edilmeli ve bu boykot etkin bir  şekilde sürdürülmelidir.İsrail'in mallarına karşı boykot İsrail'i büyük bir ekonomik krize sokacaktır.Son olarakda araplar hatta bütün ÜMMET kendi aralarındaki çekişmeleri bırakıp birleşmeli ve sağlam bir şekilde kenetlenmelidir.Ancak bu şekilde başarıya ulaşılabilir ve tekrar yeryüzü İslam'ın nuruyla nurlanabilir.Allah Ümmet'i Muhammed'i Filistin davasını anlayan ve inşallah bu vesileyle birlik olan kulları eylesin.

 

Mücahid Güneş

 

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*