Deneme, Kürt Meselesi, SiyasetName

Sağcı Kürtler!

Doğu'da ki (Kürdistan'daki) İslamcıları,İslami Stk'ları ve Cemaatleri bekleyen en önemli tehlikelerden biriside 'Sağcı'laşmak..Yanlız bu defa Pkk Ulusalcılığıyla harmanlanmış Kürt-İslam senteziyle..Türkiye ve Müslümanlar için en büyük 'bölücülük' olan Milliyetçilik zehriyle kimi Türklerin Türk-İslamcı sentezi ne kadar yanlışsa Dindar Kürtlerin Kürt-İslam sentezide o kadar yanlıştır.Ufukta görülen bu rüzgara şimdiden kendini kaptıranlar var; Azadi hareketi,Nurcu Med-Zehra ve uzantıları,Hizbullah'la ayrışan Menzil Özedönüş grubu.. v.d. Bu denemede bu değişimin meydana geliş sürecini gözlemlemeye çalışacağım. 
PKK aldığı yüksek seçim sonuçları ve sağlam KCK yapılanmasıyla bölgede hakimiyet kurunca kendi dışındaki birçok legal-illegal oluşuma baskı yaptı. Kurtarılmış bölgelerinde farklı İslami-Gayri İslami çalışmalara izin vermedi. Örneğin kimi şehirlerde çeşitli İslami dernekler ve dindarlar baskı ve tehdite uğradı. Çalışma yapamaz hale geldiler. Bu baskılara üç tür tepki ile cevap verildi. Kimileri bu baskılar sonucu yok oldular, kimileri hala kendi varlığını korumaya direniyor, kimileri ise PKK çatısı altında varlığını sürdürmeyi kabullenerek varlığını devam ettiriyor. Tabi PKK çatısı altına girmeyi sadece baskıya bağlamakta yanlış. Bir kısım müslümanlar maalesef Kürt-İslam sentezine kapılıp fikri yaklaşımlarının örtüşmesi üzerine PKK safında konumlandılar. İşte bu gruplar ile muhafazakar-milliyetçi veya sağcı diye adlandırabileceğimiz bir damar Kürtler içinde belirginleşmeye başladı. Bunların söylemlerinde sıkı bir Kürdistanilik vurgusu görürsünüz. Karşılaştıkları bir Kürde öncelik olan davetçi kimliklerini geride bıraktıkları için ilk sordukları şey "Kurmanc mısın Zaza mısın?","anadilini biliyor musun?" gibi sorulardır. Eskiden uyuyan müslümanları uyandırmayı kendine görev sayan Sağcı Kürt artık Kürt Milli bilincini uyandırma çabası içindedi. Bir Sağcı Kürdün iç dünyası Dini ve Etnik kimliklerinin baskın çıkmak için savaştığı bir alandır. Daha çok etnik kimlikleri baskın gelir ve Dini kimliklerinin geride kalmasının suçunu mevcut İslamcılara sayıp söverek örtbas ederler. Vicdanlarının sesini Kürt sorunu ekseninde İslamcılık eleştirisi kasmakla rahatlatırlar. İslamcı Türklerin veya Batıdaki cemaatlerin Devletçiliklerinden bahsederler, Müslümanların Filistin sorunu kadar Kürt sorununu görmediklerinden yakınırlar. İyi hoş bir yönüyle bu gerçektirde. Ancak haklı-haksız yaptıkları bu eleştiriler içinde bulundukları kimlik erozyonunu meşru kılma çabasından başka bir şey değildir aslında. Madem şuanki Müslümanların konuya yaklaşımını beğenmiyorsunuz öyleyse neden  Müslüman kimliğinizle meydana çıkıp bu konuyu ele almıyorsunuz?Neden İslamlığın gereğini yapmadığını iddia ettiklerinize örnek olmuyorsunuz?Onlar yapmıyorsa siz yapın,siz de müslüman değil misiniz?İslam sadece eleştirdiklerinizin tekelinde mi? sorusuna elle tutulur bir yanıtları yoktur. Çünkü zihinleri Ulusal sınırlar gibi daralmıştır. Aliya İzzetbegoviç "Kabile ve Ulusun dar sınırlarından kurtulmak için kendinizi müslüman olarak düşünmeye başlayın." derken tam da bu kimliksel sapmaya işaret eder. Durdukları yer baştan yanlış olunca gerisi bir düğmenin iliklenmesi gibi yanlış gider. Artık oda farkına varmadan yeni bir Milli Din anlayışı icat eder. En sevdiği ayet "dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir" ayeti, en sevdikleri kıssa Hz Musa liderliğindeki İsrailoğullarının Milliyetçi Firavun hanedanlığına karşı verdiği mücadeledir.Zalimde olsa Mazlumda olsa kardeşine sahip çık der Allah Resulü. Bununla kavmi asabiye sebebiyle soydaşlarına/akrabalarına zalimde olsa mazlumda olsa sahip çıkan cahiliye anlayışını değiştirerek Zalim olursa onu uyar Mazlum olursa ona sahip çık anlamını kastetmektedir. Halbuki Sağcı Kürd'ün gözünde sosyalistte olsa ateistte olsa bir Kürt her zaman İslamcı bile olsa bir Türkden daha efdaldir. O, İslamcıda olsa bir Kürdün Solcu Pkklı bir Kürtle aynı safta halay çekmesi çağrısında bulunur. Çünkü artık "Kardeş" kavramı onun zihninde Kuranın belirttiği şekliyle Müminleri değil Milli Din anlayışının belirlediği şekliyle Kürt ile özdeşleşmiştir. Kimliği gibi kavramlarıda erozyona uğramıştır. 

Milliyetçi Muhafazakar bir Kürdün Din anlayışında İslam tarihini Kürt karakterlerle okumak vardır. Nasıl ki Sağcı Türklerin din anlayışının köşe başlarını Yunus Emre,Ahmed Yesevi,Akşemseddin,Edebali gibi Türk alim ve önderler tutuyorsa Sağcı bir Kürdün din anlayışının köşe başlarını Ahmedi Xani,Mevlana Xalıd,Şeyh Said-i Kurdi, Şeyh Saidi Palevi gibi Kürt alim ve önderler tutmaktadır.  Bunları anmak,anlatmak normaldır ancak bunlardaki kompleksli ve ısrarlı vurgudur anormal olan.Her iki taraf için de Milli Tarih içindeki Müslüman önderler dışında herkesin "kökü dışarıda"dır. Yine siyasi tarih anlatımında Selahaddin-i Kürdi vurgusu önemlidir. O, inkar edilmiş Kürt kültür ve tarihini koruyup devam ettirmek ile Kürtlerin İslama yaptığı hizmetlere vurgu yapan bir "Ecdad Milliyetçiliği" arasındaki ince çizgide gel-gitler yaşamaktadır.Nitekim sağcı kesimlerin Tarih fetişizmi meşhurdur. Ve Sağcı Kürtte bu fetiş rüzgarına kapılıp hızını alamaz ve Kürtlerin yüceliğini anlatmak için İslam öncesi Kürt tarihine de gitmeye çalışır. Malum, Sağcı Türk ecdadını yücelttikçe kendini büyük sanır, atalarının kahramanlıklarıyla övünmek bugüne dair Milli bir gurur dışında kendisine hiç bir şey katmaz. Bununla diğer ırklara üstünlüğünü kendi ırkıyla şeref duymasıyla belirtir. Sağcı Kürt'te uğradığı köksüzlük ithamı karşısındaki Milli kompleksini gidermek ile uğradığı asimilasyon ve inkarcılığı gidermek arasındadır yine. Ve inşa etmeye çalıştığı Milli Tarihi ile bir falso daha verir. Sağcı Türkün düştüğü hataya düşer. Allah Resulü bu hata konusunda bizi şöyle uyarır: "Kendini dokuz kafir ataya nispet eden cehennemde onların onuncusudur." Çünkü İslam dışı tarih ile ancak İslam dışı bir kimlik inşa edilmeye çalışılır.Ancak sağcı Kürt bu kimliği çoktan kabullenmiştir bile. Sağcı-Muhafazakar anlayışlarda Din Milli Kültürün bir alt öğesidir. Bu tehlikelidir çünkü kültür değiştikçe Din kültüre bağlı olduğu için ondaki yozlaşma artar. Olması gereken Dinin Kültüre de Tarihe de biçim vermesidir. Örneğin "ilkbahar ve kürt kültürü" vurgulu Newroz Milli bayram olarak kutlanırken, Kürt sağcısı, kadın erkek karışık, halaylı ve ümmete muhalif ulus-devletçi sembol ve söylemlerle donatılmış bir atmosferde yapılan Newroz'u onaylar.Ancak, Türk(iye) bayraklı ve "Orta Asya'dan beri kutlanagelen Türk Geleneği" vurgulu bir Newroz'dan rahatsız olacaktır.Örnekler artırılabilir.  Başka bir yazının konusu olabilecek genişlikte olması hasebiyle bu konuyu burada bırakıp devam edelim.

Sağcı Kürdün Vatan/Welat anlayışında da muhafazakar bir sapma vardır. Dört/Beş parçalı Kürdistan topraklarını birleştirmek onun en büyük hayalidir. Bir Kürt'te kendi devletini talep edebilir bunda sıkıntı yoktur. Sıkıntı, Müslüman bir Kürd'ün bu talebini Ulus-devletçi bir anlayışla yapmasındadır. İslam dünyasının en büyük siyasi sorunu bugün Ulus-Devletçiklerdir ve bir İslamcı bu sebeple her türlü Ulus devlet anlayışına karşıdır. Türk Ulus devletine eleştirilerini zaten seksen yıldır Kemalizm üzerinden yapmaktadır. Bu gerçeğe rağmen Sağcı Kürt, İslamcılar bizim yönetim hakkımızı red ediyorlar feveranıyla İslamcılığın her türlü Ulus-devlet anlayışına düşman olduğu için Kürt Ulus-devlet talebine karşı çıktığı gerçeğini örtbas etmek zorundadır. Halbuki bir İslamcı etnik temelde çizilen Ulusal sınırların kaldırılmasından yanadır. Çünkü İslam dini Toplumu etnik değil dini sınıflara göre ele alır. Kürt olsun Türk olsun her müslüman bu tür ulusalcı sapmalara karşı mücadele etmeli devlet tasavvurunu içinde hiçbir etnik sınıfın ve sınırların olmadığı şekilde kurmalıdır. Çünkü artık kardeşlik etnik değil dini paydada ifade edilmektedir. Sağcı Kürt bunu es geçer ve bu uğurda şeytanla bile(İran,Esad,Amerika) yatağa girmeye razı olan PKK'nın "biji obama" çığlıklarına zılgıt çeker. Halbuki İslam'ın vatan  mefhumu Hasan el-Benna'nın  "Biz Vatanımızın hudutlarını inanç ve iman ile çizeriz." sözünde ifadesini bulur.Yani artık Müslümanın yaşadığı her coğrafya onun vatanı olmuştur. Gelin görün ki Sağcı Kürt ulusal sınırlara hapsolmakta diretir. 

PKK'nın mevcut yöntemleri ve kurmak istediği devlet tasavvuru İslami olmuş olmamış çok önemli değildir. Sağcı Kürt hedefine İslamcılığın şahsında İslamı oturtmuştur.Farkında değildir. İşi gücü İslamcılık eleştirisi yapmaktır. PKK'nın canlı bomba eylemlerini görmezken Hamas'ın 2004'ten beri terk ettiği "istişhadi eylemleri" ağzına sakız yapar. O artık Nebevi Hareket Metodunu terk etmiştir. Tuğyanın ve zulmün hakim olduğu toplumlarda İslamın hareket metodu Mekke dönemindeki gibi Islahçı-Merhaleci bir metottur. Sağcılaşan Kürt artık bu yöntemden vazgeçmiştir. O zafere götüren yolde her şey mübahtır mantığındaki Solcu-Pkkcı yöntemi alkışlamaktadır. Allah'ın rengi(Sibğatallah) onun üzerinde gittikçe soluklaşırken, o muhafazakarlaşıp yozlaştığının farkında değildir. PKK'nın hakim olduğu bölgelerde sebep olduğu İslami/Ahlaki erozyon onun için bir şey ifade etmez. Buna dair eleştirileri cılızdır veya yok gibidir. Kimi İslamcı Türklerin Kürt sorunu mevzubahis olunca dut yemiş bülbüle dönemelerini eleştirirken kendisi PKK karşısında İslami değerler adına yapması gerekenleri yapmayıp aynı tavıra bürünmektedir. PKK'nın eşcinsellik kampanyaları ,Hz Muhammed'e hakaret karikatürleri v.d vukuatları PKK'dan kendisini soyutlamasına yetmez ancak bir İslamcı Türk'ün Kürtlerin anadil talebi konusundaki duyarsızlığı kendisini İslamcı Türklerden soyutlamaya yeter. İslamcı Türkle arasına mesafe koyar, Çünkü onun Kürt haklarını es geçen Ümmet anlayışından uzaklaşmak istediğini belirtir. Ancak Kürtlerin hak taleplerinin mücadelesini verdiğini iddia edip bu taleplerin içine ideolojik talep ve amaçlarını sokuşturan Solcu PKK ile safları sıkılaştırmakta bir beis görmez. İslamcı Türk'ü tek bir hatasında silerken PKK'nın her yanlışını "turşusu çıksada bizimdir" mantığıyla tolere eder. Bir müslümanın dini ve etnik kimliği yozlaşma ve inkar tehdidiyle karşılaştığında Müslüman ikisini birden korumalı, ama elinden gelmiyorsa öncelikle dini kimliğini korumaya ölene kadar çalışmalıdır. Çünkü İslami değerler Milli değerlerden önce gelir. Onun için öncelik sıralaması Türk-İslam değil İslam-Türk, Kürt-İslam değil İslam-Kürt biçiminde olmalıdır. İşte Sağcı Kürdün asıl kaybettiği nokta burasıdır. Artık Sağcı Kürdün ontolojik anlayışının merkezini İslami değil Etnik Kimliği ve ona dair olan mücadelesi işgal etmektedir. İşte Sağcılaşan İslamcı bir Kürdün uğradığı en büyük bozulma/fesad tam da bu noktadır. O yavaş yavaş muhafazakarca değişip savrulduğunun farkında değildir.

Sağcı Kürdün ilham aldığı alim ve aydınların başında Said Nursi ve Ali Şeriati gelir. Said Nursi'nin Kürt kimliği ve eserlerindeki Kürtlerle ilgili alanların kasten tahrif edilmiş olması onun zihninde Said Nursi'yi idolleştirmeye yetmiştir. İslamcılık eleştirisini Ali Şeriati'nin gelenek eleştirisi üzerinden temellendirirken yine Şeriati'yi Solcu PKK ile aynı zeminde buluşmaya bir payanda olarak kullanır. Ali Şeriati'nin Soldan etkilendiği bilinen bir gerçektir. Öyleki Şeriati "Müslüman olamıyorsanız Marksist olunuz" der. Sağcı Kürt Solcu Kürtle bir araya gelmek için kullanacağı Anti-Kapitalist sistem eleştirilerini sözümona islami duruşuyla birleştirmek zorundadır. Tam da bu nokta da Ali Şeriati devreye girmektedir. Öyleki HDP lideri Demirtaş bu ortaklığa "Ali Şeriati'yi okuyorum." diyerek gözkırpaz. Sorun Said Nursi veya Ali Şeriati'nin okunmasında değildir. Sorun bu önemli şahsiyetlerin Sola öykünen kompleksli bir Milli Din icadına alet edilmesindedir.

Sağcı Kürd yaşadığı kimliksel savrulma sonucu Gündemi Fasık(Kuran,49-6) PKK ve uzantısı 'Medya'nın okuduğu gibi okumak veya bunun dışına pek çıkamamak,bölgede örgütün estirdiği kampanya ve söylemler karşısında çabucak savrulmak zaafiyetini gösterir. "Kobane" olayları (üzerinden Suriye direnişini yanlış okuma) bunun yakın bir örneğidir. Hatta bazen kraldan daha çok kralcıdır. Nitekim tabi olduğu partinin lideri Demirtaş bile Ak Parti'yi "klasik sağcı kapitalist" bir parti olarak betimlerken o Ak Parti üzerinden İslamcılık saldırısı yapmaktan çekinmemektedir. Ak Parti'nin eksiklerini İslamcılığa mal edebilmektedir. Öyleki Ak Parti kurucu kadroları bile biz "Milli Görüş" gömleğini çıkardık derken, Sağcı Kürt, Ak Parti'yi muhafazakar bir çizgide tutmaya mecbur bırakan İslamcı olmayan bileşenlerinin parti içindeki ezici ağırlığını görmezden gelmekte ısrarcıdır.

Solcu bir Kürt tüm farklılıklarına rağmen kendi ideolojisinin maslahatı gereği diğer fraksiyonlarla bir araya gelmekten çekinmez. Bu yüzden eylemlerde yeri gelir Atatürk ve Öcalan posterlerini beraber görürüz. Yeri gelir Türk soluyla Dindarlara karşı Laiklik ittifakı yapar. En ufak bir yanlışında -velev ki bu Kürt sorunundaki duyarsızlık olsun- İslamcı Türk'e posta koymaya kalkan Sağcı Kürt PKK'nın İslam itikadına apaçık ters ve küfür olan "PKK laikliğin güvencesidir" şeklindeki açıklamalarına rağmen onunla hareket etmekten geri durmayarak İslamın vela vel bera prensibini çiğnemeyi göze alır. Bu eleştiriyi kendisine yapan İslamcıyı Kürt halkını tekfir etmekle,dinsiz görmekle suçlayan Sağcı Kürt, İslamcıların bu eleştiriyi sempatizan halk kitlelerine değil PKK'nın politikalarını belirleyen marksist-ateist yönetici/beyin kadrosuna yaptığını -iğrenç bir şekilde- örtbas etme çabasındadır. Çünkü O'nun önceliği soydaşıdır. Milli olandır. 

Yazıyı şu ayetleri kulaklarına küpe yapmaları temennisiyle bitiriyorum:
 “Eğer güç yetirseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmalarını sürdürürler.” (2 Bakara/217)
“Nasıl olabilir ki! Size karşı üstünlük sağlarlarsa hakkınızda hiçbir yemin ve hiçbir ahid gözetmezler. Dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Kalpleri ise isteksizdir. Onların çoğu fasık kimselerdir.” (9 Tevbe/8) 

Bir cevap yazın

Comment
Name*
Mail*
Website*